3140 gr ağırlığında, 48 cm boyunda pamuk şeker gibi bir kız,
Dora. Çok karlı bir günde geldi, İstanbul onun gibi bembeyazdı. Hayatımız değişti,
dünya onun etrafında dönüyor, gözüm sadece onu görüyor. Şimdilik iyi huylu,
huzurlu bir bebek olmasını istiyorum, ben de olabildiğince sakin olmaya
çalışıyorum
12 Ocak 2013 Cumartesi
Üç kişiyiz…
Hayatımıza bir melek girdi…
6 Ocak 2013 Pazar
Bir son, bir başlangıç...
Heyecan, endişe, merak, korku,
sabırsızlık… Hissettiklerimi sıralamak bile o kadar zor ki… Bu günü
yaşayacağımı biliyor olsam da sanki çok çabuk geldi. Hamileliğimin sonu ve
anneliğimin başlangıcı… Yarın kızımla tanışacağım, çok garip bir duygu. Aslında
aylardır birlikteyiz ama yarın her şey çok daha farklı olacak. Belki ilk günler
anlamayacağız ama yepyeni bir hayat var artık önümüzde, merakla bekliyorum.
Hazırlıklarımız bitti, çantalarımız arabada, herkese haber verildi. Böyle planlı bir doğum olacağını hiç tahmin etmemiştim, zaten kızım en başından beri beni şaşırtıyor. “Çantayı alıp, hazırlanıp doğuma gitmek” bana uzak geliyordu, normal doğum olsun istiyordum ama bu durumu da sevdim, karakterime daha uygun, her şey kontrol altında, planlı… Umarım bu aşamadan sonra bir sürprizle karşılaşmayız. Sabah erkenden hastaneye gideceğiz, yatış yapacağız, odamıza geçeceğiz, fotoğrafçımız gelecek, hazırlanacağız, ameliyathaneye gideceğiz, anestezi yapılacak ve kızım gelecek. Ayhan yanımda olacak, Nilüfer gelemeyecek, hastanenin pediatristine güveneceğiz. Annem odayı, hediyelikleri ve ikramları hazırlayacak, belki ilk ziyaretçilerimiz gelecek, odamıza çıkacağız ve yeni hayatımıza başlayacağız… Umarım, böyle olur yani… Bir aksilik, sürpriz, değişiklik istemiyorum. Sakin ve mutlu olmak, bu günü güzel hatırlamak istiyorum, bu gece tek duam bu…
Hazırlıklarımız bitti, çantalarımız arabada, herkese haber verildi. Böyle planlı bir doğum olacağını hiç tahmin etmemiştim, zaten kızım en başından beri beni şaşırtıyor. “Çantayı alıp, hazırlanıp doğuma gitmek” bana uzak geliyordu, normal doğum olsun istiyordum ama bu durumu da sevdim, karakterime daha uygun, her şey kontrol altında, planlı… Umarım bu aşamadan sonra bir sürprizle karşılaşmayız. Sabah erkenden hastaneye gideceğiz, yatış yapacağız, odamıza geçeceğiz, fotoğrafçımız gelecek, hazırlanacağız, ameliyathaneye gideceğiz, anestezi yapılacak ve kızım gelecek. Ayhan yanımda olacak, Nilüfer gelemeyecek, hastanenin pediatristine güveneceğiz. Annem odayı, hediyelikleri ve ikramları hazırlayacak, belki ilk ziyaretçilerimiz gelecek, odamıza çıkacağız ve yeni hayatımıza başlayacağız… Umarım, böyle olur yani… Bir aksilik, sürpriz, değişiklik istemiyorum. Sakin ve mutlu olmak, bu günü güzel hatırlamak istiyorum, bu gece tek duam bu…
3 Ocak 2013 Perşembe
Çocuğa sahip olmak!
Yapmaktan korktuğum şeylerin biri
de bu durum. Ailelerin özellikle de annelerin çocuklarına “sahip” olduklarını
düşünmeleri beni rahatsız ediyor. Bir çocuğun dünyaya gelmesini sağlayınca onun
bize ait olduğunu düşünmek, onun karakterini, hayatını çizmeye çalışmak, kendi
yapamadıklarımız için onu yönlendirmek ve onun başarılarından, karakterinden
kendimize pay çıkarmak bence sağlıklı ruh yapısına sahip bir insanın yapacağı
şeyler değil.
Her bebek kendi başına bir birey olarak dünyaya geliyor, biz anneler sadece bu duruma aracılık ediyoruz, onu hayata hazırlıyoruz, doğru bildiklerimizi öğretiyoruz, en iyisini yapmaya çalışıyoruz ama tüm bunların onun karakterine hakim olduğumuz anlamına gelmediğini unutmamamız gerekiyor. Ülkemizde, dünyaya göre daha yüksek oranda görülen bir durum sıklıkla kendi hayatından tatmin olmayan, eksik kalan şeyler olduğunu hisseden ama bunu düzeltmeye gücü yetmeyen anne ya da babanın hayallerini çocuğunun üzerinden yaşamaya çalışmasıyla ortaya çıkıyor. Çocuğunu hayatının projesi olarak görüp varlığını ona adamak, kendi hayatını geri plana atmak, en sonunda ortaya çıkan çocuğu kendi eseri gibi görmek aynı anda birden fazla hayatı mahvetmek anlamına geliyor. Annenin ya da babanın isteklerine boyun eğmekten başka şansı olmayan, başarılı olmayı sadece onların taleplerini yerine getirmekle bir tutan, kendi fikirleri ve doğruları oluşmamış ama annesinin/babasının “mükemmel eseri” olan bir bireyin toplumdaki yeri de sonuçta çok sağlam olmuyor.
Bebeğimi çok seviyorum, onun için her şeyin en iyisini istiyorum ama öncelikle onun kendi fikirleri, doğruları, talepleri olan, kendi hayatının sorumluluğunu taşıyabilen mutlu bir çocuk olmasını istiyorum. Aslında bu hayata bir çocuk getirmeye karar verirken tüm bunları düşünüp kabul etmiş olmak gerekiyor. O benim eserim olmayacak, o benim hayatımın en önemli parçası olacak, o kendi başına bir birey olacak ve tüm gerçekleriyle kendi hayatını yaşayacak, benim onun için planladığım projeyi değil…
Her bebek kendi başına bir birey olarak dünyaya geliyor, biz anneler sadece bu duruma aracılık ediyoruz, onu hayata hazırlıyoruz, doğru bildiklerimizi öğretiyoruz, en iyisini yapmaya çalışıyoruz ama tüm bunların onun karakterine hakim olduğumuz anlamına gelmediğini unutmamamız gerekiyor. Ülkemizde, dünyaya göre daha yüksek oranda görülen bir durum sıklıkla kendi hayatından tatmin olmayan, eksik kalan şeyler olduğunu hisseden ama bunu düzeltmeye gücü yetmeyen anne ya da babanın hayallerini çocuğunun üzerinden yaşamaya çalışmasıyla ortaya çıkıyor. Çocuğunu hayatının projesi olarak görüp varlığını ona adamak, kendi hayatını geri plana atmak, en sonunda ortaya çıkan çocuğu kendi eseri gibi görmek aynı anda birden fazla hayatı mahvetmek anlamına geliyor. Annenin ya da babanın isteklerine boyun eğmekten başka şansı olmayan, başarılı olmayı sadece onların taleplerini yerine getirmekle bir tutan, kendi fikirleri ve doğruları oluşmamış ama annesinin/babasının “mükemmel eseri” olan bir bireyin toplumdaki yeri de sonuçta çok sağlam olmuyor.
Bebeğimi çok seviyorum, onun için her şeyin en iyisini istiyorum ama öncelikle onun kendi fikirleri, doğruları, talepleri olan, kendi hayatının sorumluluğunu taşıyabilen mutlu bir çocuk olmasını istiyorum. Aslında bu hayata bir çocuk getirmeye karar verirken tüm bunları düşünüp kabul etmiş olmak gerekiyor. O benim eserim olmayacak, o benim hayatımın en önemli parçası olacak, o kendi başına bir birey olacak ve tüm gerçekleriyle kendi hayatını yaşayacak, benim onun için planladığım projeyi değil…
1 Ocak 2013 Salı
Yeni yeni…
“Yeni bir yıl, yeni başlangıçlar” derler ya
hep, bu yıl bizim için tam anlamıyla öyle oldu… Yılın son günlerinde doğmasını
hiç istemiyordum, aslında hiçbir çocuk için istemem, son günler biraz
endişeliydim ama sonunda yıl değişti. Bebeğim “yıl kaybetmemiş” olacak. Eskiden
okula başlarken bu durum çok daha önemliydi, yeni değişikliklerle biraz düzeldi
ama ben istememiştim, dilediğim gibi de oldu, kızım sabretti. Ama bu sabrı çok
uzun sürmeyecek sanırım, bu günkü kontrolde kasılmalarımın başladığını
öğrendim, ben henüz bir şey hissetmiyorum ama 10 dakikada bir gelen düzenli
kasılmalarım varmış ve artarsa bu gece bile doğabilirmiş, dehşete kapıldım ama
sanırım artık hazırlıklı olmalıyım.
Nöroloji ile de görüştükten sonra sezaryene karar verdik, ideali 38+3 ama benim endişelerim yüzünden doktorum, bir de pediatrist olduğum için tabi, bana bıraktı, “ideali budur ama sen ben daha erken isterim dersen, olası bir aksilik de ben demiştim deme hakkın olduğundan istediğini yaparım” dedi. Sonuç olarak, kızım acele etmezse hamile geçireceğim 5 günüm var önümde, 6. Günün sabahı için randevumuzu aldık, 37+6 için. Biraz erken aslında, üç hafta kadar sonrası bile beklenebilir normal doğum için ama benim için zor görünüyor. Bu gün itibariyle artık prematüre de sayılmadığı için içim rahat, tam de 3150 gr ölçüldü tartısı, oldukça iyi. Endişeliyim, korkuyorum, sabırsızlanıyorum… Uzun süredir yapamıyorum ama “plan dahilinde” olursa odamızı bile seçtik, babacık rahatımız için her şeyi düşünüyor, deniz manzaralı çok konforlu bir oda, manzarayı görecek durumumuz olursa tabi…
Hazırlıklarımız tamamlandı, tabi yapacak şeyler bulurum ama şimdilik önemli bir işimiz kalmadı. Kordon kanı için ve fotoğrafçımıza planlanan tarihi bildirip kızımızın sabırlı davranması için dua etmekten başka…
Nöroloji ile de görüştükten sonra sezaryene karar verdik, ideali 38+3 ama benim endişelerim yüzünden doktorum, bir de pediatrist olduğum için tabi, bana bıraktı, “ideali budur ama sen ben daha erken isterim dersen, olası bir aksilik de ben demiştim deme hakkın olduğundan istediğini yaparım” dedi. Sonuç olarak, kızım acele etmezse hamile geçireceğim 5 günüm var önümde, 6. Günün sabahı için randevumuzu aldık, 37+6 için. Biraz erken aslında, üç hafta kadar sonrası bile beklenebilir normal doğum için ama benim için zor görünüyor. Bu gün itibariyle artık prematüre de sayılmadığı için içim rahat, tam de 3150 gr ölçüldü tartısı, oldukça iyi. Endişeliyim, korkuyorum, sabırsızlanıyorum… Uzun süredir yapamıyorum ama “plan dahilinde” olursa odamızı bile seçtik, babacık rahatımız için her şeyi düşünüyor, deniz manzaralı çok konforlu bir oda, manzarayı görecek durumumuz olursa tabi…
Hazırlıklarımız tamamlandı, tabi yapacak şeyler bulurum ama şimdilik önemli bir işimiz kalmadı. Kordon kanı için ve fotoğrafçımıza planlanan tarihi bildirip kızımızın sabırlı davranması için dua etmekten başka…
29 Aralık 2012 Cumartesi
Hastane çantası
Hazırlamak
için biraz geç kaldığımın farkındayım ama sanki “hazırlamazsam gelmezmiş” gibi
bir his var içimde, istemeden erteliyordum. 37. haftamız bitmek üzere,
endişelerim, korkularım çok şiddetli… Doğumdan, sonrasından, değişecek
hayatımızdan çok ama çok korkuyorum, arada ise her şeyi unutuyorum, inanılmaz
bir merakla sabırsızlanıyorum. Hepsi normal, biliyorum ama yaşamama engel
olmuyor. Ayhan’ın yaşadığı ise daha çok sabırsızlık, bir an önce gelsin
istiyor.
Birçok yerde hastane çantası için de uzun uzun listeler var, ben annemden yardım almak istedim, ne de olsa Ece’den tecrübeli… Çoğu eşya için “gereksiz” dedi ama ben yine hepsinden vazgeçemedim, bir kısmı bana da anlamsız geldi ya da erken, bir kısmı ise hastanede olacağı için alınmadı. Dora’nın ihtiyaçlarını annemle hazırladık, sonra da benim ve Ayhan’ın eşyalarını toparladım, hazır sayılırız, bekliyoruz…
Birçok yerde hastane çantası için de uzun uzun listeler var, ben annemden yardım almak istedim, ne de olsa Ece’den tecrübeli… Çoğu eşya için “gereksiz” dedi ama ben yine hepsinden vazgeçemedim, bir kısmı bana da anlamsız geldi ya da erken, bir kısmı ise hastanede olacağı için alınmadı. Dora’nın ihtiyaçlarını annemle hazırladık, sonra da benim ve Ayhan’ın eşyalarını toparladım, hazır sayılırız, bekliyoruz…
Doğum
Çantası
Anne
için
Hamilelik ve doğum takip ve doktor kontrollerinin bulunduğu
dosya, son tahliller, kimlik.
Gerekecek telefon numaraları
Nakit para
2 adet önden açılan gecelik
1 adet sabahlık
1 adet pijama takımı
3-4 adet emzirme sütyeni
Tek kullanımlık iç çamaşırları
Deodorant, diş macunu ve fırçası, tarak, şampuan, sabun, ıslak
temizleme mendilleri, nemlendirici vs
Toka ya da bant
Meme uçları için krem, göğüs kalkanı ve pedleri
Süt pompası
2 paket hijyenik kadın pedi
Kağıt peçete ve havlu
Eve dönerken giyilecek rahat kıyafetler
Kalın çoraplar
Kolay giyilebilen alçak topuklu, kaymayan bir çift terlik
Süt arttırıcı içecekler, atıştırmalıklar
Fotoğraf makinesi, şarj aletleri
Makyaj malzemeleri, küçük bir ayna
Anı defteri
Kirli torbası
Oda süslemeleri, hediyelikler, ikramlıklar
Baba için terlik, rahat giysi, kişisel malzemeler
Bebek
için
2 tane body
2 tane tulum
2 tane başlık
3 çift çorap, 3 çift patik
3-4 tane ağız mendili
2 tane pijama altı
2 çift eldiven
2 takım kıyafet (zıbın takımı, pijama takımı, patiği, başlığı
vs)
Çıkış için daha kalın giysi
Yelek ve hırka
Battaniye (penye, kalın…)
1 paket bebek bezi
Araba
koltuğu/ana kucağı veya portbebe
Havlu,
ıslak mendil
2
tane önlük
Bebe şampuanı, yağı, nemlendirici
Saç fırçası
Kirli çamaşır torbası
Bebek yatağı için çarşaf
Emzik ve kutusu
Biberon
Pişik kremi
Göbek bakımı için alkol solüsyonu
27 Aralık 2012 Perşembe
Normal mi, anormal mi?
“Doğum
şekline karar vermek?” bence bana düşen bir şey değil, hiçbir zaman da böyle
düşünmedim. “Nasıl doğuracaksın?” diye soranlara sürekli henüz doktorumun karar
vermediğini söylüyorum. Doğum şekline, hele ki zamanına karar vermeyi dehşetle
karşılıyorum. Normal doğum yapabilmeyi çok isterim ama normal olacak diye de
ısrarım yok, öyle bir saplantı içinde de değilim. Bunun bilmekle ilgisi de yok,
benim kadar bilmeyen birçok kadın bebeğini nasıl ve ne zaman doğuracağına karar
vermiş olabiliyor. Belki de bilmemekle ilgisi vardır.
Otuz beşinci haftayı bitirdik, elbette aklımda sürekli doğum var, normal doğarsa nasıl olur, sezaryen yapılırsa neler yaşarım diye düşünüyorum, keşkelerim de oluyor ama şimdilik bekliyorum. Yöntem konusunda ısrarcı olmayı kabul edemiyorum. Benim ve bebeğimin sağlığı için hangisi daha iyi olacaksa öyle doğacak elbette.
Pediatristler bebek için daha az risk taşıdığı için sezaryeni tercih ederler genelde. “Kıymetli bebek” diye bir kavram vardır, ileri yaşta ya da tedavi yöntemlerinin desteği ile hamile kalmış annelerin bebekleri için kullanılır. Yani bir başka bebeğe sahip olma ihtimalleri daha düşük annelerin bebekleri bir anlamda. İşte bu durum, yani “kıymetli bebek” sezaryen için bir endikasyon oluşturur. Pediatristler için bebekler kıymetli olduğundan genelde sezaryen tercih edilir. Kural değil elbette, tercih sadece. Ben çok net ve kararlı değilim bu konuda. Normal doğumda elbette bebek için avantajları olan bir yöntem ama annenin daha kolay toparlanmasını sağlaması en büyük avantajı. Benim hastalığımın olması da durumu etkiliyor tabi, stres altında kalmak MS ataklarını tetiklediğinden kadın doğum doktorumun yanında nöroloğumun fikri de önem kazanıyor. Kısa zaman içinde bir netlik sağlanacağını düşünüyorum ama henüz nasıl bir doğum yapacağımı bilmiyorum. Zaten önemli olan da kızımızın sağlıkla doğması değil mi?
Otuz beşinci haftayı bitirdik, elbette aklımda sürekli doğum var, normal doğarsa nasıl olur, sezaryen yapılırsa neler yaşarım diye düşünüyorum, keşkelerim de oluyor ama şimdilik bekliyorum. Yöntem konusunda ısrarcı olmayı kabul edemiyorum. Benim ve bebeğimin sağlığı için hangisi daha iyi olacaksa öyle doğacak elbette.
Pediatristler bebek için daha az risk taşıdığı için sezaryeni tercih ederler genelde. “Kıymetli bebek” diye bir kavram vardır, ileri yaşta ya da tedavi yöntemlerinin desteği ile hamile kalmış annelerin bebekleri için kullanılır. Yani bir başka bebeğe sahip olma ihtimalleri daha düşük annelerin bebekleri bir anlamda. İşte bu durum, yani “kıymetli bebek” sezaryen için bir endikasyon oluşturur. Pediatristler için bebekler kıymetli olduğundan genelde sezaryen tercih edilir. Kural değil elbette, tercih sadece. Ben çok net ve kararlı değilim bu konuda. Normal doğumda elbette bebek için avantajları olan bir yöntem ama annenin daha kolay toparlanmasını sağlaması en büyük avantajı. Benim hastalığımın olması da durumu etkiliyor tabi, stres altında kalmak MS ataklarını tetiklediğinden kadın doğum doktorumun yanında nöroloğumun fikri de önem kazanıyor. Kısa zaman içinde bir netlik sağlanacağını düşünüyorum ama henüz nasıl bir doğum yapacağımı bilmiyorum. Zaten önemli olan da kızımızın sağlıkla doğması değil mi?
Normal ve sezaryenle doğum
Doğal doğum, genel olarak mümkün olduğu kadar müdahale yapılmayan doğum anlamına geliyor. Gebeliğin normal sürecinde işlemesi ve doğumla tamamlanması yüzyıllardır devam eden bir süreç zaten, fizyolojik bir olay, hastalık olmadığı için tıbbi müdahalenin olması da gerekmiyor. Ancak günümüzde anneler doğuma eski doğallıkla hazırlanmıyor; çalışma şartları, fiziksel aktivitenin azlığı, sunulan medikal imkanlar, risk almak istememek ve planlı yaşamaya alışılmış hayatlar sezaryen oranlarında artışa sebep oluyor.
Tüm dünyada, ülkemizde olduğu gibi sezaryen oranları artmakta olduğundan günümüzde bu önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Aslında son yıllarda özellikle entelektüel düzeyi yüksek olan kadınlarda normal doğumla ilgili bir uyanış var gibi, son dönemde normal doğum moda oldu. Ünlülerin tercihlerinin bu yönde olması, popülerleşen doğuma hazırlık kurslarının varlığı da normal doğumun seçilmesini sağlıyor. Birçok platformda normal doğuma özendirilmeye, doktorlara bu konuda kotalar getirilmeye çalışılıyor. Tüm bunların sonucunda normal doğum on yıl öncesine göre daha popüler hale geldi ama tercihler ne kadar bilinçli yapılıyor, net değil. Önemli olan avantajları ve dezavantajları bilerek, doğru karar verebilmek.
Normal doğum; fizyolojik ve sağlıklı olan doğal süreçtir. Hormonlar ve annenin vücudu gerektiği gibi çalışır, bebek onun için en doğru zamanda ve hazırlanmış olarak dünyaya gelir, ilaç almamış olur. Anne doğum sonrası kısa sürede normal yaşantısına dönüp bebeğiyle ilgilenebilir. Kanama ve enfeksiyon riski daha azdır. Anne psikolojik olarak daha iyi hisseder, bebeğe daha kolay bağlanır, emzirme daha erken dönemde başlar. Bebekte solunum ve barsak problemleri ile alerjik hastalıklara daha az rastlanır. Bununla birlikte doğum sonrası perinede yırtık ya da kesiye (epizyotomi) bağlı ağrı ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi yan etkiler olabilir. Kaslarda gevşemeye bağlı idrar kaçırma ortaya çıkabilir. Doğumun uzaması ya da müdahale gerektirmesi sonucu bebekte oksijensiz kalma sonucu sekeller meydana gelebilir ki bu normal doğumun en korkutucu soncu olarak kabul edilebilir.
Doğal doğum, genel olarak mümkün olduğu kadar müdahale yapılmayan doğum anlamına geliyor. Gebeliğin normal sürecinde işlemesi ve doğumla tamamlanması yüzyıllardır devam eden bir süreç zaten, fizyolojik bir olay, hastalık olmadığı için tıbbi müdahalenin olması da gerekmiyor. Ancak günümüzde anneler doğuma eski doğallıkla hazırlanmıyor; çalışma şartları, fiziksel aktivitenin azlığı, sunulan medikal imkanlar, risk almak istememek ve planlı yaşamaya alışılmış hayatlar sezaryen oranlarında artışa sebep oluyor.
Tüm dünyada, ülkemizde olduğu gibi sezaryen oranları artmakta olduğundan günümüzde bu önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Aslında son yıllarda özellikle entelektüel düzeyi yüksek olan kadınlarda normal doğumla ilgili bir uyanış var gibi, son dönemde normal doğum moda oldu. Ünlülerin tercihlerinin bu yönde olması, popülerleşen doğuma hazırlık kurslarının varlığı da normal doğumun seçilmesini sağlıyor. Birçok platformda normal doğuma özendirilmeye, doktorlara bu konuda kotalar getirilmeye çalışılıyor. Tüm bunların sonucunda normal doğum on yıl öncesine göre daha popüler hale geldi ama tercihler ne kadar bilinçli yapılıyor, net değil. Önemli olan avantajları ve dezavantajları bilerek, doğru karar verebilmek.
Normal doğum; fizyolojik ve sağlıklı olan doğal süreçtir. Hormonlar ve annenin vücudu gerektiği gibi çalışır, bebek onun için en doğru zamanda ve hazırlanmış olarak dünyaya gelir, ilaç almamış olur. Anne doğum sonrası kısa sürede normal yaşantısına dönüp bebeğiyle ilgilenebilir. Kanama ve enfeksiyon riski daha azdır. Anne psikolojik olarak daha iyi hisseder, bebeğe daha kolay bağlanır, emzirme daha erken dönemde başlar. Bebekte solunum ve barsak problemleri ile alerjik hastalıklara daha az rastlanır. Bununla birlikte doğum sonrası perinede yırtık ya da kesiye (epizyotomi) bağlı ağrı ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi yan etkiler olabilir. Kaslarda gevşemeye bağlı idrar kaçırma ortaya çıkabilir. Doğumun uzaması ya da müdahale gerektirmesi sonucu bebekte oksijensiz kalma sonucu sekeller meydana gelebilir ki bu normal doğumun en korkutucu soncu olarak kabul edilebilir.

Sezaryen
doğumun avantajı planlı bir doğum sağlamasıdır. Risk altındaki bebeklerin (prematüre,
iri bebek, anomalili bebek, düşük tartılı bebek… vs.) doğum stresini yaşamadan
dünyaya gelmesine olanak tanır. Ancak ciddi bir ameliyat olduğu için bir batın
ameliyatının tüm risklerini taşır. Anesteziye bağlı komplikasyonlar, pıhtı
oluşumu ve felç riski, organ yaralanmaları, daha fazla kan kaybı, yara yerinde
enfeksiyon, ağrı ve yapışıklıklar olası risklerdir. Hastanede kalış süresi
uzundur, annenin bebeği ile buluşması, ona bağlanması ve emzirme gecikir. Doğum
sayısını sınırlar, ikinci hamilelikte dış gebelik, plasentanın yanlış
yerleşimi, infertilite gibi durumların oranı artar.

Avantaj
ve dezavantajlara bakıldığında planlı sezaryenin zamanlamanın planlanması
dışında önemli bir avantajı görülmüyor. Ancak doğumda olası bir risk
saptandığında ve tıbbi endikasyon ortaya çıktığında hayat kurtarıcı olacağı
kesin. En mantıklı olan doğum süreci başladığında normal doğuma olanak tanımak,
olası bir aksilikte sezaryen ihtimaline karşı yeterli tıbbi müdahaleye ve
hekime ulaşabilir durumda olmak gibi görünüyor. Sezaryenin en kabul edilebilir
olduğu durum, doğum süreci başladıktan sonra endikasyon ortaya çıkarsa yapılan
şeklidir zaten.
23 Aralık 2012 Pazar
Bebek ihtiyaç listesi
Bu konu herkese göre başka doğrular barındırıyor. Tüm
arkadaşlarım kendi tecrübelerine göre almamız gereken ya da gerekmeyen ürünler,
markalar, modeller hakkında yorum yapıyor. Elbette her bebeğin kendi
karakterine göre ihtiyaçları çeşitlilik gösterebilir. Bu nedenle ben de
özellikle kesin olarak ihtiyacımız olacak şeyleri almaya çalıştım, belki
kullanma yoğunluğumuz farklı olacak ama kızım geldiğinde bir süre alışveriş
yapma imkanım olmayacağından hazırlık olmak zorundayız. Birçok yerde çeşitli
ihtiyaç listeleri var yayınlanmış, mağazalarda kendi listelerini yapmış,
hepsini göz önünde bulundurup, bilgilerimi ve tecrübelerimi de ekleyerek kendi
listemi oluşturdum ben de. Henüz kullanılmadığı için benim kızım tarafından
test edilmedi, temizlenip odasına yerleştirildi. Zamanı geldikçe
işlevsellikleri de kontrol edilecek.
En az 2 adet hastane çıkış seti: Bu setler farklı sayıda parçadan oluşabiliyor ama genelinde tulum, body, zıbın, pijama takımı, eldiven, şapka ve önlük var. Bazılarında battaniye, havlu, ekstradan bodyler vs. olabiliyor. Ben iki tane takım aldım, birinde battaniye de var, biri Chicco, diğeri Mothercare. Ayrıca Mothercare’den aldığım düz beyaz bir yenidoğan seti de hastane çıkışı paketlerindeki her şeyi içeriyor.
Banyo küveti: Set halinde Mothercare de satılıyor. Bebeği yatırmak için file ya da sünger gibi farklı seçenekler var. File tercih ettim.
Biberon: Emzirmeyi düşünsem de sütü sağıp biberonla verme ihtimali her zaman plan dahilinde olduğu için Philips Avent marka bir elektrikli pompa ve yenidoğan biberon seti aldım. İçinde 4 biberon, bir emzik ve temizleme fırçası var. Biberonların kolik önleyici valf sistemine sahip olması ve BPA içermemesi tercih etmeme sebep oldu.
Giysiler
En az 2 adet hastane çıkış seti: Bu setler farklı sayıda parçadan oluşabiliyor ama genelinde tulum, body, zıbın, pijama takımı, eldiven, şapka ve önlük var. Bazılarında battaniye, havlu, ekstradan bodyler vs. olabiliyor. Ben iki tane takım aldım, birinde battaniye de var, biri Chicco, diğeri Mothercare. Ayrıca Mothercare’den aldığım düz beyaz bir yenidoğan seti de hastane çıkışı paketlerindeki her şeyi içeriyor.
Kısa/uzun kollu/kolsuz bodyler 4-5 adet; ben yenidoğan
için ayrı, 0-3 ay için ayrı, 3-6 ay için ayrı, düz beyaz ya da renkli birkaç
set aldım. İlk dönemde giysi alışverişi düşünmek istemiyorum. Hepsi yıkanıp
ütülendi, dolaplara yerleşti.
Uzun kollu tulumlar 4-5 adet: Bu tulumların ayaklı
olanları da var ayaksız olanları da. Ayaklı olanlar küçüldüğünde bebeğin
hareketlerini engelleyebilme riski nedeniyle dikkatli kullanmak gerekiyor.
Benim bebeğim kış bebeği olacağı için birkaç ayaklı yenidoğan set aldım.
Ayaksız tulumlarım daha büyük (0-3 ya da 3-6 ay) boyda ve daha renkli, ayrıca
birkaç kadife tulum da aldım.
Pijama takımı 2 adet: Alt-üst takımlar hem daha
şıklar, hem de alt değiştirmek için daha kullanışlı.
Çorap ve patikler: Birkaç çift bulunması gerekiyor.
Şapka ve önlükler: Bebeklerin başı üşümeye karşı çok
daha hassas olduğundan şapka önemli, hastane çıkış setlerinde vardı zaten, ak
birkaç tane de ben aldım. Penye önlükler de setlerin içinde var, emzirirken ne
kadar şart tartışılır, biberon kullanırken gerekli olabilir.
Yelek, hırka: Kış bebeği olacağı için birkaç tane
penye aldım, yün çok uygun değil, tüyleri sorun yaratabilir.
Penye eldiven: Bu da tartışmalı bir konu, çok sık
kullanılıyor, özellikle tırnaklarıyla yüzünü çizmemesi için, ama bebeğin
dokunma duyusunun gelişmesi için dokuları hissetmesi gerektiğinden tırnaklarını
daha sık kesmek ve dokunmasına izin vermek daha mantıklı diye düşünüyorum.
Üşümesini engellemek için birkaç tane aldım ama kullanma sıklığı ne kadar yoğun
olacak bakalım.
Mermerşahi bez: Farklı amaçlar için farklı
büyüklüklerde, çok sayıda gerekiyor.
Battaniye: Penye en az 2 tane, polar örgü vs. gibi
farklı kumaşlardan battaniyeler. Özellikle yatağına yatırıldığında delikli
battaniyeler daha uygun, bebekler üzerindeki örtüyü başlarına çekebildiğinden
boğulma riskini delikler sayesinde önleyebilir.
Mont, atkı, eldiven gibi şeyler tercih meselesi, benim
bebeğim ocak doğumlu olacağından ve yenidoğan dönemi için çok kullanışlı
olmadıklarından almadım, önümüzdeki kışa artık.
Zıbınlar da çok tartışmalı, göğüs bölgesini açıkta
bıraktığından çok kullanışlı değil, çıt-çıtlı olan yeni modellerse aksine
oldukça kullanışlı. H&M’den iki takım aldım, annem de çok sevdi. Bodyleri
giydirmenin onun için zor olacağını düşünüyor.
Temizlik ve
Bakım
Banyo küveti: Set halinde Mothercare de satılıyor. Bebeği yatırmak için file ya da sünger gibi farklı seçenekler var. File tercih ettim.
Islak mendiller: Yenidoğanın hassas cildi için
hastalarıma hiç önermiyorum, su ve pamuk tercihim her zaman, acil durumlar için
bulunmalı sadece. Uni baby çok tavsiye ediliyor ama ben Prima Premium Care
öneriyorum, bebek bezi içinde aynı marka tek tercihim.
Şampuan, sabun, losyon, bebek yağı: Tecrübelerim
SebaMed yönünde olduğu için tamamını bu markadan aldım. Tavsiye ettiğim tüm
anneler memnun kalmıştı.
Fırça, tarak, tırnak bakım seti, diş fırçası,
termometre: Mothercere’in çantalı seti hepsini içeriyor, ilk aldığım
parçalardan biriydi. Hassas tırnakları için özel makas ve kağıt törpü bile var
içinde. Banyo termometresi de oldukça işe yarar görünüyor.
Alt değiştirme örtüsü: Odası için süngerli, üzerinde
boy ölçer olan bir ünite aldım, üzerine paketli tek kullanımlık örtüyü Dalin
tercih ettim, diğer markalara göre boyutları daha büyüktü. Ayrıca çanta
taşınabilmesi dışarıda kullanım için de avantajlı.
Burun aspiratörü: Burun temizliği benim hastalarımda
da takıntılı olduğum bir konu, tüm yenidoğanlara, emme sıkıntısı çeken
bebeklere ve üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren mutlaka serum fizyolojik ve
aspiratör öneriyorum. Otri bebenin aspiratörü puar şeklinde olanlara göre daha
kullanışlı. Şimdi yeni bir ürün keşfettim e-bebekte, Santebebe marka pilli bir
aspiratör, denemedim tabi ama, kullanışlı duruyor.
Kulak çöpü: Kulağın içinin temizlenmesi uygun değil
ama banyo sonrası dış temizlik için bir kutu Chicco marka aldım.
Vücut termometresi: Ateşin en doğru ölçüldüğü bölge
timpanik membran olduğu için kulaktan ölçüm yapan modeller her zaman öncelikli
tercihimdi. Braun marka çeşitli ürünler var ama filtre gerektiriyor, acil
durumda evde filtre kalmaması gibi bir sıkıntı yaşamamak için Weewell marka
filtresiz bir model seçtim.
Başlıklı havlu 2 adet: Mothercare banyo setinde havlu
da vardı ayrıca teyzecik bize bornozlu, havlulu, terlikli çok şık bir set almış.
Bornozunu ve terliklerini daha sonra kullanabileceğiz.
Beslenme
Biberon: Emzirmeyi düşünsem de sütü sağıp biberonla verme ihtimali her zaman plan dahilinde olduğu için Philips Avent marka bir elektrikli pompa ve yenidoğan biberon seti aldım. İçinde 4 biberon, bir emzik ve temizleme fırçası var. Biberonların kolik önleyici valf sistemine sahip olması ve BPA içermemesi tercih etmeme sebep oldu.
Sterilizatör: Evde çok fazla sayıda alet
sevmediğim için Weewell’in aynı anda hem sterilizatör, hem kurutucu, hem
biberon ısıtıcısı hem de buharda pişirici görevi gören modelini tercih ettim.
Emzik: Biberon setinin içindekinden başka almadım,
zaten önermiyorum, bebeklerin memeyi reddetmesine ve çene yapısının bozulmasına
neden olabileceğinden yoğun olarak kullanılmamalı.
Süt saklama poşeti: Yine Philips Avent’in
süt saklama kaplarından aldım, poşetlere göre daha kullanışlı geldi, sterilize
edilip tekrar kullanılabiliyor olması cazip geldi.
Emzirme minderi, örtüsü: Emzirme esnasında annenin
ellerinin serbest kalmasını sağladığı ve bebeği desteklediği için kullanışlı
olduğunu düşünüyorum. Bebefox marka aynı desende hem minder hem de emzirme
örtüsü aldım. Minder annenin beline takılan, bebeğin üzerine
yatırıldığı, ellerin serbest kalmasına yardımcı olan işlevsel bir parça, ayrıca
bebek oturmaya başladığında sırtına destek olarak kullanılabiliyor.
Göğüs
pedi ve göğüs ucu kremi: Pedler süt salgısından giysileri korumak için, krem de
çatlak ve yara oluşumunu engelliyor, 32. haftadan sonra kullanmaya başlanması
öneriliyor. Her ikisi için de Lansinoh tercih ettim, kremi aklıma geldikçe
kullanıyorum, henüz sonucunu bilmiyorum ama önerdiğim anneler hep memnun
kalmıştı. Bir de yine Philips Avent’in göğüs kalkanı var, sutyenin içine
giyiliyor, tahrişi önlüyor ve gelen sütü biriktiriyor, bir tecrübem yok onunla
ilgili ama okuduğum yorumlar sonucunda ondan da bir çift edindim. Ayrıca
ihtiyaca göre göğüs ucu çıkarıcıları (önerdiğim annelerde işe yarıyordu),
silikonlar, sıcak-soğuk kompresler var, duruma göre alınacak parçalar
olduğundan ben almadım.
Anne sütü artırıcıları: Çeşitli bitkisel ürünler var
bu amaçla kullanılan. Humana Stell Tea anneler önerdiğim ve iyi geri dönüşler
aldığım bir üründü, granül şeklinde kullanılıyor. Milupa da poşet çay şeklinde
bir çeşidini çıkarmış, onu da denemeyi planlıyorum. Ayrıca Promalt isimli
alkolsüz malt içeceği ve Milkway marka Milkplus isimli bitkisel karışımlı bir
içecek de yeni keşiflerim, soğuk içiliyorlar, tadlarını deneyip sevdiklerimi
seçmeyi planlıyorum.
Mama: Genellikle önermesem de sezaryen doğumlarda ilk
günlerde sütün gelmesi geciktiği için emzirme sonrası destek amacıyla
kullanılabileceğini düşünerek bir kutu Milupa PreAptamil aldım.
Oda
Ayrı bir oda hazırlamak bir tercih tabi ki, ilk aylarda özellikle anne ile bebeğin aynı odada kalması daha avantajlı olsa da en geç 6. ayda bebeğin odasının ayrılması gelişimi için daha faydalı olacaktır. Odadaki mobilyaların ağaçtan yapılması sağlıklı bir tercih ancak boyanın su bazlı ve toksik olmaması şart. Bu şartları taşıyan mobilya üreten birkaç firma var, modeller daha sade fiyatları diğerlerine göre daha yüksek ama öncelikli tercih sebebi olduğundan biz o çok gösterişli, taşlı, süslü modellerden hep uzak durduk, ağaçtan üretilmiş, sade, beyaz bir takım tercih ettik, Stylewood marka. Sepet, beşik ya da portbebe 3 aydan sonra kullanılamayacağı için çok gerekli değil. Eğer anne yanında kalması tercih edilecekse park yataklar bu dönem için daha avantajlı, hem daha uzun süre kullanılabiliyor, hem de taşınabiliyor. Sallanabilme, müzik ya da oyun parkı olarak kullanılabilme gibi ek özelliklere de sahipler.
Oda
Ayrı bir oda hazırlamak bir tercih tabi ki, ilk aylarda özellikle anne ile bebeğin aynı odada kalması daha avantajlı olsa da en geç 6. ayda bebeğin odasının ayrılması gelişimi için daha faydalı olacaktır. Odadaki mobilyaların ağaçtan yapılması sağlıklı bir tercih ancak boyanın su bazlı ve toksik olmaması şart. Bu şartları taşıyan mobilya üreten birkaç firma var, modeller daha sade fiyatları diğerlerine göre daha yüksek ama öncelikli tercih sebebi olduğundan biz o çok gösterişli, taşlı, süslü modellerden hep uzak durduk, ağaçtan üretilmiş, sade, beyaz bir takım tercih ettik, Stylewood marka. Sepet, beşik ya da portbebe 3 aydan sonra kullanılamayacağı için çok gerekli değil. Eğer anne yanında kalması tercih edilecekse park yataklar bu dönem için daha avantajlı, hem daha uzun süre kullanılabiliyor, hem de taşınabiliyor. Sallanabilme, müzik ya da oyun parkı olarak kullanılabilme gibi ek özelliklere de sahipler.
Uyku seti(baş ve kenar koruyucularıyla beraber 1 ya da
2 set): Annem Mothercare’den çok şirin kırmızılı bir set almış, nevresim takımı
ve polar battaniyesi de var.
Nevresim takımı: Yedek nevresim takımımız da annemden
ve yine Mothercere’den şirin bir pembe.
Mama sandalyesi, ana kucağı: Yine birden çok işlevi
olan Kraft marka ana kucağını tercih ettik, ilk aylarda yatak odasında
kullanmayı planlıyorum, sallanma ve müzik özelliği var, ayrıca ilerleyen
dönemde yükseltilerek mama sandalyesi olarak kullanılabiliyor.
Bebefon: Birçok markanın çeşitli modelleri mevcut,
babacık Weewell’in kameralı modelini beğendi ama bizim evimizi için bence çok
gerekli değil, henüz almadık.
Dönence: Bebeklerin sakinleşmesine yardımcı olduğu
için faydalı bir parça, Chicco’nun ışıklı, sesli bir modelini tercih ettik.
Müziğin yararına çok inandığım için ben Joker’den bebekler için hazırlanmış bir
Klasik Müzik CD seti ve sadece kızımın odasında kullanmak için Philips marka
bir CD-Mp3 çalar aldım.
Bebek arabası, oto koltuğu: Her ikisine de ihtiyacımız
olduğundan ve uyuyan bebeği oto koltuğundan bebek arabasına aktarmanın zor
olacağını düşündüğümüzden travel sistem arabalar daha çekici geldi. Sağlamlığı,
güvenli, dengeli ve hafif olması tercih kriterlerimizdi, Concord marka Neo
model oto koltuğu ve bebek arabasını seçtik, ilk aylarda oto koltuğu arabaya
monte edilerek kullanılabiliyor. Puset sevmediğim ve gerekli görmediğim için
almadık.
Bebek taşıma askısı: Yakın temas ile taşımayı kolaylaştıran bir alet, özellikle ev için düşündüm aslında, Ayhan kesinlikle bayıldı, bakalım kim daha çok kullanacak. Sling olarak adlandırılıyor,çeşitli markalar var, ben daha güvenli geldiği için BabaSling marka kırmızı bir tane seçtim.
Oyuncak ve kitaplar: İlk 6 ay için seçenek sınırlı ama
birkaç puset oyuncağı, yumuşak kitap, çıngırak, diş kaşıyıcı ve masal kitapları
edindik. Bu konuyla daha çok annem ilgilendi aslında.
Oyun parkı, aktivite merkezi: İlk aylarda bebeğin
zaman geçirdiği, gelişimini destekleyen aparatları ile kullanışlı bir oyun
parkı tercih ettik, Tiny-Love marka, birçok markanın çok çeşitli modelleri
mevcut.
Tartı: Ben bebeğimin takiplerini evde yapmayı planladığım için bir tane Arçelik bebek tartısı aldım.
Sağlık kutusu: Takip ve tedavilerini kendim yapacağım için ilk günlerde ihtiyacı olacak ecza malzemeleri de aldım. Serum fizyolojik damla, göbek bakımı için Babusol alkollü solüsyon, 15. gün başlanacak vitamin Multitabs damla, Zinco gaz damlası, Paranox ve Gliserin Kansuk suppozatuar...
http://drskaraca.blogspot.com/2013/04/tavsiye-ediyorum_26.html
http://drskaraca.blogspot.com/2013/04/tavsiye-ediyorum_26.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









