17 Mayıs 2013 Cuma

Huysuz kızım

Dora’nın dördüncü ay aşılarını yaptırdık, ikinci ayda olduğu gibi kolay geçmedi. Proflaktik olarak fitil kullanmadım, ateşi oldu, huysuzlandı. Annelerden çocuklarının dördüncü ay aşılarıyla birlikte huy değiştirdiğini duymuş ama pek de ciddiye almamıştım. Yanılmışım sanırım, kızımın da sanki huyu değişti. Benim pamuk şekerim tam bir cadı oldu. Bağırarak uyanıyor, emmek istemiyor, kucakta durmuyor, arabada huysuzlanıyor… Hasta olduğunu sanmıyorum, yaptığımız şey hoşuna giderse, mesela kucakta dolaştırmaya başlarsak sakinleşip bir anda susabiliyordu. On gün sonra neyse ki biraz daha sakinleşti ama sanırım büyümenin verdiği bir şeyler de var, tamamen geçmeyecek gibi…


Huysuz bir bebekle yaşamak gerçekten zormuş, biz bu hafta duyduk diyebilirim Dora’nın sesini… Sürekli bir mızmızlanma, bir ağlama hali. Uyanırken gözünü açmadan bağırmaya başlıyor, sakinleşmek bilmiyor. Düşmesine bağlayıp endişelendim, aşıya bağlayıp geçiştirdim, evde sıkıldı diye dışarı çıkardım, büyüdü huyu değişti dedim… Bitmedi bir türlü, sakinleşmek bilmedi. Biraz daha iyi iki gündür ama bakalım nasıl gidecek…

Dördüncü ay aşıları, ikinci aydakilerle aynı, verem yok sadece. Beşli karma ve pnömokok. Bu derece huysuzluk yapacak bir etkisi olduğunu düşünmüyorum ama kızımın bu halini de açıklayamıyorum. Bundan sonra bana böyle bir şey anlatan annelere karşı daha hassas olacağıma eminim ama…

Beşli karma aşı
Halk arasında karma aşı diye de bilinir ve tek enjeksiyon beş aşıyı birden içerir. Karma aşı 2-4-6. aylarda 3 kez uygulanır, 18. ayda ve 4-6 yaş civarında 2 kez hatırlatma dozları yapılır.

Difteri
Solunum yolları, sinir sistemi ve kalbi etkileyen ciddi bir hastalıktır. Sinir sistemi ve kalbi etkileyen toksinleri üreten bir bakteriden kaynaklanır. Ölümle sonuçlanabilir. Bugün yoğun aşılama sayesinde nerdeyse artık hiç görülmemektedir.

Boğmaca                                
Bakterilerin yol açtığı diğer bir ciddi hastalıktır. Özellikle bir yaşın altındaki bebekler için tehlikelidir. En önemli belirtisi boğulur tarzda şiddetli öksürüktür. Son yıllarda erişkin boğmaca vakalarının artışı ile yeniden gündeme gelmiştir.

Tetanoz
Özellikle paslı metal, kirli toprak ile olan yaralanmalarda gelişen ve sinir sistemini etkileyerek kas kasılmalarına sebep olan bir toksinden kaynaklanır. İyi tedavi edilemezse ölüme yol açabilir.

Poliyomiyelit (Çocuk felci)
Aşı uygulaması sayesinde dünyadan yok edilmesi planlanan 2. hastalıktır. Aşı kampanyaları sayesinde ülkemizde de son 6-7 yıldır çocuk felci vakası görülmemektedir. Ancak bir süre daha ağızdan canlı aşı uygulanması yerinde olacaktır. Aşının sık görülen bir yan etkisi yoktur. Aşıda sonra 1 saat boyunca ağızdan bir şey verilmemesi gerekir. Karma aşılara birlikte 2-4-6 ve 18. aylarda bir de 4-5 yaşında uygulanırdı. Ancak Sağlık Bakanlığı beşli karma aşı takvimine geçtikten sonra damla aşı sadece 6 ve 18. aylarda iğneye ek olarak uygulanmakta.

Hemophilus influenza tip B aşısı( Hib veya menenjit aşısı)
Menenjit, sakatlık, zeka geriliği, sağırlık ve körlük gibi birçok eksiliğe hatta iyi tedavi edilmezse ölüme bile yol açabilecek bir hastalıktır. Hib aşısı halk arasında menenjit aşısı diye bilinir. Haemophilus influenzae tip b (Hib) ilk 5 yaşta menenjit, sepsis, pnömoni ve epiglottit gibi ağır durumlara yol açtığı için aşısı bu yaştaki çocuklara önerilir. 2-6 ay arası görülen menenjitlerin büyük çoğunluğunda sebep Hib’dir. Bu aşının diğer menenjit mikroplarına karşı koruyucu bir etkisi yoktur.

Karma aşı yan etki açısından yıllarca en çok endişe uyandıran aşı olmuştur. Çocukluk çağı aşılarında ateş ve yapılan bölgede şişlik yapma olasılığı en yüksek olan aşı karma aşıydı. Ancak günümüzde uygulanan beşli karma aşının içindeki boğmaca aselüler denilen hücresiz yapıda üretildiğinden ateş, şişme reaksiyonları çok nadir hale gelmiştir. Ayrıca bu yeni tip aşılarla, yüksek ateşe bağlı nöbet geçirme ihtimali hiç yoktur. Nadiren reaksiyon olursa yine ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.

Pnömokok aşısı
Pnömokok denilen bakteri pnömoni, menenjit, otit, sinüzit, kardit, osteomyelit, beyin abselerinin en önde gelen nedenidir. Okul öncesi çocukların yarısı boğazlarında pnömokok taşır. İki tip pnömokok aşı vardır. Bunlar Prevenar ve Pnömo23'dür.

Prevenar iki yaşından önce yapılabilir. Aşı en yüksek oranda ilk yaş grubunda etkilidir. Ömür boyu bağışıklık sağlar. Sağlık ocaklarında iki aylıktan itibaren ücretsiz yapılmaya başlamıştır. İki yaşından sonra yapıldığında tek doz yapılır ve ömür boyu koruyuculuğu vardır.

Pnömo 23 aşısı iki yaşından büyüklerde yapılabilmektedir. Beş yılda bir tekrarlanmalıdır. Otiti engellemez. Bu aşının koruyuculuğu %50-70’dir. Bu iki aşı da kistik fibroz, kronik akciğer hastalığı ve ağır astımı olan tüm hastalara önerilmektedir. 

Aşı yerinde ağrı, kızarıklık ve şişlik gibi yan etkiler çocukların yarısında görülür ve 48 saat sürebilir. Ateş ve myalji, anaflaksi bildirilmiştir. Bu nedenle hastanede yapılmalıdır ve yapıldıktan sonra 30 dakika hastanede kalınmalıdır.

 

Dora’nın Aşı Takvimi
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Ocak 2013
Doğumda
Hepatit B aşısı
1. doz
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Şubat 2013
1nci ay 
Hepatit B aşısı
2. doz
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Mart 2013
2nci ay 
BCG - Verem Aşısı
 
Karma Aşı
(Difteri, aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio, Hemofilus influenza tip B)
1. doz
Konjuge Pnomokok aşısı
1. doz
Rotavirüs
1. doz
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Mayıs 2013
4ncü ay 
Karma Aşı
(Difteri, aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio, Hemofilus influenza tip B)
2. doz
Konjuge Pnomokok aşısı
2.doz
Rotavirüs
2. doz
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Temmuz 2013
6ncı ay 
Hepatit B aşısı
3. doz
Karma Aşı
(Difteri, aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio, Hemofilus influenza tip B)
3. doz
Konjuge Pnömokok aşısı
3.doz
Grip
Her yıl
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Ocak 2014
1 yaşında  
MMR (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak)
1.doz
Hepatit A aşısı
1. doz
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Nisan 2014
15nci ay 
Suçiçeği
1.doz
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Temmuz 2014
18nci ay 
Karma Aşı
(Difteri, aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio, Hemofilus influenza tip B)
4. doz
Hepatit A
2.doz
Konjuge Pnömokok
Rapel
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Ocak 2015
2 yaşında 
Polisakkarit Pnömokok
1.doz
http://www.asidanisma.com/images/1.gif
7 Ocak 2017
4 - 6 yaş arasına 
MMR (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak)
Rapel
Karma Aşı
(Difteri, aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio)
Rapel
Suçiçeği
2.doz

 

12 Mayıs 2013 Pazar

İlk...

Bu gün anne olarak geçirdiğim ilk anneler günü… Aslında ben pek sevmem bu günü, annesi olmayan çocuklar, çocuğu olmayan anneler aklıma gelir, içim acır. Elbette her gün özel, anneyle, çocukla geçen her gün güzel, önemli olan her anın kıymetini bilebilmek, mutlu olabilmek…

Bu günün özelliği daha önce sadece annemi düşünürken bu defa kızımı da düşünüyorum. Güzelmiş “böyle” olmak, anne olmak. Çok sevdim. Her ne kadar “annelik endişe demek” sözüne katılsam da aynı zamanda çok mutluluk demekmiş. Mutluydum, Dora’yla daha da mutluyum. Umarım onunla ve annemle birlikte daha birçok anneler günü geçirebiliriz.

Ben sadece bu günü hatırlamak isterdim, küçücük Dora’dan özel bir şey bekleyecek halim yok ama babacık kızıma agularla seçtirerek bana çok şık bir hediye almış, her baktığımda bu günü hatırlayacağım, ilk anneler günümü…

9 Mayıs 2013 Perşembe

Yer çekimi

Polikliniğe “bebeğim düştü” diye gelen annelere içten içe kızardım yeterince dikkat etmedikleri için. Başıma geldi, Dora daha küçücük bir bebekken, 4 aylıkken koltuktan düştü. Annemin evinde, zaten kazalar genelde başka evlerde olur, uyutup koltuğa yatırdıktan sonra kötü bir çığlıkla odaya girdiğimizde Dora’yı yerde yüzüstü yatarken bulduk. Koltuğun yönüne dik bir şekilde uzanıyordu. İlk başta anlayamadım ama sanırım ayaklarıyla kendini ittirip önce başını sarkıttı sonra da ayaklarını kaldırıp takla attı. Çünkü henüz dönemiyor bile…

Yaşadığımız tam bir kabustu. Ağlaması uzun sürmedi, alnında hafif bir kızarıklık vardı, kısa sürede geçti, başka bir sıkıntısı yoktu. İki saat uyutmadık, tepkileri normaldi, sonra 24 saat boyunca aralıksız gözlemledik, O unuttu ama benim unutmama imkan yok. Düştüğü yükseklik 40 cm kadar, yer parke ve üzerinde halı var, çok riskli değil ama dört aylık bir bebeğin o şekilde düşmesi çok üzücü. Öğrendim ki bebeklerin düşmesi için dönmeye başlamaları gerekmiyor. Çok hızlı büyüyorlar ve onlara adapte olmak gerçekten zor. Artık daha sık kontrol ediyoruz, karyolasının seviyesini de alçalttık. Evi Dora’ya uygun şekilde düzenlemek için yazı bekliyordum ama biran önce başlamak gerekiyor sanırım…

Bebeklerde yüksekten düşme

Bebeklerde yataktan ya da yüksek bir yerden düşme olasılığı, hareketlenmeye ve dönmeye başladıkları zaman artış gösterir. Özellikle ilk düşüşler, bebeğin ilk dönmesini gerçekleştirdiği ve henüz ebeveynleri tarafından dönebildiğinin bilinmediği evrede gerçekleşebilir. Genellikle rastlanan, bebeğin ebeveynlerin yatağının ortasına konulmasına rağmen, bir şekilde kendini kaydırarak zemine düşmesidir. Bu durumda bebeğin düştüğü mesafe önemlidir. Düşülen mesafe 60 santimin üzerinde olduğu zaman, bebeğin zarar görme ihtimali daha yüksektir. Düştükleri mesafe 60 santimin altında ise, önemli olan, bebeğin ağlayıp ağlamadığıdır. Bu durumda bebeğin ağlaması ve kusması normaldir. Çünkü bebekler ağlamanın şiddetinden dolayı da kusabilirler. Bu nedenle bebeğin kusması, mutlaka bir kafa travması geçirdiği anlamına gelmez. Eğer bebeği kucakladıktan sonra ağlaması kesiliyorsa, bu ağlama normal kabul edilmelidir.

Bebek düştükten sonra yapılacak ilk muayene için doktor olmak gerekmez. Öncelikle bebeğin üzerindeki giysiler çıkartılır. Eğer neresinin üzerine düştüğü görülmüşse, orada yoğunlaşarak muayene edilir. Yok, eğer görülmemişse, kafasından başlayarak kolları, köprücük kemikleri, vücudun diğer yerleri ve bacaklarına parmaklarla dokunarak, elleyerek noktasal bir hassasiyet olup olmadığı kontrol edilir. İlk muayenede bir şey görülmeyebilir. Ancak daha sonra, özellikle de kafa vuruşlarında darbe alan bölge morarmaya başlar. Bu bölgeye soğuk kompres uygulamak, deri altı kanamasını durdurur ve morluğun ilerlemesini frenler. Eğer bebeğin genel halinde uykuya eğilim, kolunu bacağını oynatmama, herhangi bir yerinde güçsüzlük, dalgınlık gibi durumlar görülüyorsa, mutlaka bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

3 Mayıs 2013 Cuma

Günden güne

Günler hızla geçiyor, Dora dördüncü ayını bitirmek üzere. Artık onunla zaman geçirmek çok daha keyifli olmaya başladı. Beni çok iyi tanıyor artık, kimin kucağında olursa olsun beni gördüğünde yüzünün aldığı ifade, o kocaman gülümsemesi o kadar güzel ki içim eriyor. Bir aydır daha aktif emiyor, sonunda pompadan uzaklaşabildim, günde en fazla bir defa sağmam gerekiyor. Belki de bu nedenle artık bana daha düşkün, kaçırdığı üç ayın acısını çıkarmak için sürekli emmek istiyor.

Başını rahatça tutabiliyor, sese doğru çevirebiliyor artık. Çok büyük bir özgürlük onun için, bakabileceği şeyleri kendi seçiyor. Yüzüstü yatınca da omuzlarını kısa süreli de olsa kaldırabiliyor, dünyayı düz görmek hoşuna gidiyor. Kucağımızda dik oturabiliyor, sırtüstü yatmayı sevmiyor artık.

Geveze kızımın dili iyice açıldı. “Agu”ların yanına kendi çapında “buuu”lar, “püff”ler eklendi. Ses çıkarınca kendi de mutlu oluyor ama asıl bizi nasıl mutlu ediyor. Sohbete katılmaya çalışıyor, gülümsüyor. Artık aktif bir birey oldu kuzucuk. Şarkı duyunca ritim tutar gibi sesler çıkarması o kadar şirin ki.

Yeni keşfi elleri, daha fazla hakim artık ellerine, sürekli emmek istiyor. İki elini birleştirebiliyor. Ufak ufak oyuncaklarını tutmaya başladı, iki eliyle yakalayıp ağzına götürebiliyor. Tatlarına bakmayı çok seviyor. Ayaklarına da daha hakim artık, sürekli bir tekmeleme çabası içinde. Tam dönemese de gövdesini bir tarafa çevirebiliyor, sırtüstü yatarken yatakta yer değiştirebiliyor.

Bu ayın en büyük zaferi de beşikten kurtulduk, henüz yatağına geçemedi ama sürekli sallanan o beşiğe de ihtiyacımız kalmadı. Yazlık için bir park yatak aldık, bir haftadır onun içinde uyuyor, bizim odamızda. İlk iki gece çok zor oldu, sürekli uyandı, sallanmak istedi, sonra alıştı. Artık sallanan sandalyede birkaç dakikada uyuyor, yatağa koyuyorum, uzun süre uyuyabiliyor. Beşik çok rahattı ama Dora’yı sallanarak uyumaya alıştırdığı için sıkıntılı olmaya başladı, artık boyutları da küçük geliyordu. Uzun süre park yatakta uyumasını istemiyorum, sonuçta yatağı pek de ortopedik değil ama odayı ayırmayı da göze alamıyorum. Aslında bir aylıkken birkaç günlüğüne de olsa odasında yatırmıştım ama sonra uyku düzeni karışınca yine yanımıza aldım, şimdi de ben ayrılamıyorum. Böyle gözümün önünde iyi geliyor. Şimdiki hedef kendi kendine uyumaya alıştırmak, bakalım onu ne zaman yapabileceğiz, henüz uykusu gelse de kısa süreli de olsa kucakta uyuyabiliyor.

Dördüncü ay daha rahat ve keyifli geçti, ona iyice alıştık, tabi o da bize… Artık hayatımız da düzene girdi. Bahar geldi, açık havada zaman geçirmeye başladık. Küçük küçük bize oyunlar yapmaya başladı. Herhalde en zor zamanları geçirmiş sayılırız, umarım bundan sonra daha keyifli günler bekliyordur bizi…

4.ay bebek gelişimi

Her gün biraz daha büyüyen bebeğin fiziksel gelişimi de hızla devam etmektedir. Saç rengi ve şekli de muhtemelen değişmeye başlamıştır. Geçen birkaç hafta boyunca bebeğin doğumdaki saçları dökülmeye ve yerine yeni ve kalıcı saçlar çıkmaya başlamıştır. Göz rengi de bu dönemde değişebilir. Çoğu bebeğin doğum sonrası mavimsi olan göz rengi koyulaşmaya başlar. Eğer 6. ayda hala mavi gözlü ise, gözlerinin renkli kalacağından emin olunabilir.

Bu ayın sonunda bebek kafasını tamamen dik tutabilir ve karnının üstünde yatarken 90 derecelik açıyla kafasını yerden kaldırabilir. Ayrıca kafasını her yöne çevirebilir ve sırtüstü yatarken kaldırabilir. Çenesini omuzlarına dayayarak ayaklarına bakabilir. Kasları gelişip güçlendikçe, bebeğin vücudu da toparlanmaya başlar. Karnı üzerinde yatarken, tek kolunun üzerinde başını kaldırabilir. Bu ve bundan sonraki iki ay boyunca beden kısmındaki kaslar daha da güçlenecektir. Tam olarak ters dönemese de, bebek bu ay en azından bir yana doğru dönebilecektir; diğer tarafa dönmek içinse biraz daha gelişmesi gerekmektedir. Birçok bebek bu gelişmeden sonra, tam olarak dönmeye başlar.

Artık sırtüstü yatarken ellerinden tutulduğunda kafasını ve bacaklarını kaldırıp oturmaya çalışır. Şimdilik tek başına oturamasa da ufak bir yardımla bunu becerir ve buna bayılır. Yine de, hala sırtından destek vermek gerekir, çünkü şu an ancak kafasını dik tutabilmektedir. Ay sonunda, gövde kasları sayesinde ufak bir destekle kucakta dimdik oturabilecektir.

Bebekler tekme atmaktan çok hoşlanır; bacaklarını elleri ile ayaklarına veya dizlerine dokunabilecek kadar havaya kaldırabilir. Daha sonraki aylarda ise bu bacaklar tüm ağırlığını kaldırabilecek güce erişir. Ayakları yere basacak şekilde dik tutulursa, belki ayakta bile durabilir. Bebek giderek daha istemli hareket etmeye başlar, “yeni doğan refleksleri”nin çoğu artık kaybolur. Yorgun olduğu zamanlar hariç, pek çok hareketi daha akıcı ve daha kontrollüdür.

Tükürük akmasının genelde diş çıkarmayla bağlantılı olduğu düşünülür. Ancak bu çok kesin bir bağlantı sayılmaz. Bazı bebeklerin bu ay bir dişi patlayabilir, ancak genelde ilk diş 6. aydan önce çıkmaz.

Bu ay mutluluk verici bir başka gelişme de bebeğin nihayet gece boyunca uyumaya başlamasıdır, gece uykuları 10-11 saate çıkacak, gün içinde de iki-üç saat uyuyacaktır. Bebeğin uykuya daha kolay dalabilmesi için, yorgunluk belirtisi göstermeye başlayınca yatağına yatırmak gerekir. Gözlerini ovuşturmak ve oyuna karşı isteksiz tavırlar bu belirtilerin başında gelir. Yalnız, yorgunluk bazı bebekleri daha hareketli ve heyecanlı yapabilir. Parmak emme, sinirli tavırlar, genel huzursuzluk uykulu bebekte hemen fark edilir.

Bebeğin duyuları da düzenli olarak gelişmektedir. Ay sonunda artık her şeyi renkli görmeye başlar. Bakışlarını kolayca odaklayabilir ve 3 metrelik görüş alanı içindeki her şeyi görebilir, ancak yine de 50 cm önüne bakmayı tercih eder. Bakışlarındaki şaşılık azalmıştır ve hareket halindeki bir nesne veya insanı çok rahat takip edebilir. Bebeğin el-göz koordinasyonu da gelişmektedir. Bir nesneye bakarken ellerini ona doğru uzatır ve parmaklarını olabildiğince açar. Tutma isteği son derece güçlüdür ve eline geçirdiği her nesneyi daha ustalıkla tutabilir.

Kulağı ise artık neredeyse bir yetişkin kadar net duyar. Zayıf ses ile güçlü olanı ayırt eder ve müzik sesine cevap verir. Ayrıca artık ses çıkarmaya da isteklidir. Bazı sesleri sanki unutmamaya çalışırmış gibi tekrar eder. Bunların çoğu tek sesli hecelerdir ve aylar sonra bu sesler birer kelimeye, gurultular ise, kıkırdamaya, gülücüğe ve çığlıklara dönüşür. Ayrıca gıdıklandığında yüksek sesle gülecektir. Bu ‘gıdıklanma tepkisi’ daha önceki dönemde görülmez, bu yüzden bazı uzmanlar bunu sosyal bir gelişim olarak kabul eder. Bebekler bu dönemde her türlü uyarıya açıktır, bu yüzden bulunduğu çevreyi zenginleştirin. Koku duyusu onlar için oldukça önem taşır. Çiçek, sabun, meyve gibi şeyleri kokladığında vereceği tepkileri izlemek de oldukça keyifli olacaktır.

Bebeğin gülüşü de geçen aydan beri gelişmiştir. Artık aile bireylerini veya diğer tanıdığı yüzleri gördüğünde sevinç gösterileri yapar. Anneyle veya tanıdığı diğer kişilerle “konuşmak” en sevdiği şeylerden biridir. Yaptığı her yeni numaranın onaylanması çok hoşuna gidecektir. Etrafındakilerin farklı bir birey olduğunuzu anladıkça ilişkiler de yavaş yavaş yeniden biçimlenecektir. Artık her istediğinin yerine getirilemeyeceğini öğrenmektedir.

Bebeğin kendisini ve çevresindeki dünyayı keşfederken, onun bu yeni çabalarını sabırla izleyip ve bu güzel dönemin tadını çıkarmak gerekir. Onunla oynamak, şefkat göstermek önemlidir. Anne ve bebeğe yakın olan diğer kişiler bebeğin ruhsal gelişiminde önemli bir yer tutar. Oyuncakla oynamak ne kadar hoşuna giderse gitsin oyuncak hep aynı tepkiyi verir. Oysa insanlar değişkendir ve o bundan çok şey öğrenir.

26 Nisan 2013 Cuma

Tavsiye ediyorum...

Hamileyken Dora için alacağım eşyaları ince ince araştırdım, çalışmadığım için zamanım vardı, mağazaları gezdim, forumları okudum, arkadaşlarıma danıştım… Benim bildiklerimle birleştirince başarılı alışveriş yaptığımı düşünüyordum. Gerçekten de öyle oldu, aldıklarımın çoğunu kullandık, bir kısmı tam anlamıyla hayat kurtarıcı oldu. Bazılarını Dora sevmedi, birazına da çok ihtiyacımız olmadı. Üç ayı geride bıraktıktan sonra artık benim de tecrübelerim oluştu. Özellikle bazı parçalarda marka tercihi konusunda zorlanmıştım, not almakta fayda var…

Üç aydır en çok kullandığım şey ne yazık ki süt pompası oldu. Dora iyi ememediği için onu emzirdikten sonra da pompa kullanmam gerekti. Bazen bu nedenle sütün azaldığı düşünsem de sanırım yapmasam çoktan kesilirdi. Ece emzirirken pompalar hakkında fikir edinmeye başlamıştım, Philips Avent hep cazip geldi, arkadaşlarım farklı markalar önerse de ben Avent’in elektrikli pompasını kullandım. Biraz daha pahalı diğer pompalara göre ama kullandıkça çok iyi bir tercih yaptığıma emin oldum. Bir kere çok ufak, motoru üzerine yerleştiriliyor, gereksiz hortumları yok. Kolay sökülüp takılıyor ve temizleniyor. Bir de diğerlerinde olmayan silikon yastıklarını rahat bir kullanım sağlıyor, kesinlikle tavsiye ederim.

Bebek arabası için de çok araştırma yaptım, bu seçimimin de başarılı olduğunu düşünüyorum. Henüz çok fazla kullanmadık ama oto koltuğunun kolayca arabaya monte edilmesi, kolay açılıp kapanması, sağlamlığı, sarsılma, devrilme riskinin olmaması, çantasının kullanışlılığı, sepetinin büyüklüğü sayesinde tüm ailenin gönlünü fethetti Concorde Neo ve oto koltuğu Concorde Air… Annemler Dora’ya hediye olarak almıştı, aslında ben pek kullanamadım, henüz yalnız çıkmadığımız için Dora’yla, yanımda annem babam, Ayhan kim varsa o alıyor arabayı, hepimiz çok memnununuz…

Yatak başı beşiği almadım. Arda’dan tecrübeyle Kraft’ın önce beşik sonra mama sandalyesi olan ürününü kullanmayı planladım. Dora ilk bir ay sabaha karşı yatağında uyuyakaldığı için çok kullanamadık ama gece uykularımız başladıktan sonra bağımlılık yaptı tam anlamıyla… Kucakta, ayakta sallamak gibi şeyler hiç yaşamadık, hafif sallanan beşik ve müziğiyle Dora’nın uyumasını sağlıyor, tabi uykusu geldiyse, gelmediyse zaten hiçbir şekilde uyumuyor. Çok kullanışlı ama artık Dora büyüyor, kolları bacakları çarpmaya başladı, dönmeyi de becerdiğinde üzerinde yatamayacak, kara kara yenden karyolasında sallanmadan uyumaya nasıl döneceğini düşünüyorum şimdi.

Oyun parkı da hayatımızı kolaylaştıran şeylerden biri oldu, Dora iki aylıkken koymaya başladık. Önceleri sallanan oyuncaklar pek dikkatini çekmedi, eli kolu çarpıp tesadüfen ses çıkardıkça hoşuna gitmeye başladı. Tiny Love marka güneşli günler modeli, müzikli bir güneş, çıngıraklı bir kaplumbağa ve bir kurbağa sallanıyor. Kurbağa kızımın favorisi, kendi çapında ona serenat yapıyor ve çok şirin oluyor. Şimdilik salonda koltuğun üzerinde duruyor, oturmaya başlayana kadar üzerinde zaman geçirecek gibi görünüyor.

En sık kullandığımız şeylerden biri sanırım uyku tulumu, hatta en sık kullandığımız şey. Mothercare marka üzerinde Minnie Mouse resmi olan kırmızı bir tulum, Dora’nın eskitebildiği tek eşyası. Ev sıcak olduğu için annem önce gereksiz olduğunu söyleyip sonra kendi aldı ve çok ama çok kullandık. Hem güvenli, battaniye gibi üzerine çekme riski yok, hem de üzerini açıp üşüme riski yok. Her eve, her bebeğe lazım…

Giysi alışverişi için çok fazla marka denemedim, zaten çokça penye tulum aldım. Küçücük bebeğin içinde rahat edeceği tulumlar giymesi gerektiğini düşünüyordum, süslü ama rahatsız giysilerden her zaman uzak durdum. Düşündüğüm gibi de oldu, Dora tulumlarla büyüdü. Tek favorim Mothercare tulumlar, bodyler bu konuda. Erken doğan, yenidoğan, 0-3 ay olmak üzere üç yaş grubundan set kullandık, şimdi 3-6 aya geçtik. Hepsini beyaz kullanmıştık, hem çok şirin hem de kolayca bir arada yıkanabiliyor, küçük parçalar olduğu için bir de renklerine göre ayırmak zor olurdu. Artık renklilere geçtik, onlarda beyaz üzerine renkli desenli. Tulumların eldivenli olması ne kadar önemliymiş, öğrendim. Dokunma duyusunun gelişmesi açısından eldiven giydirmemeyi düşünüyordum ama üç aya kadar bebekler dokunmuyor, resmen kendini tırmalıyor. Dora’nın yüzündeki çizikler o kadar kötü oldu ki, eldivenleri kucağımızdaki kısa süreler dışında hep kapalı tuttuk. Kumaşlar kaliteli, rengi solmuyor, lekeler kolay çıkıyor, 40 derecede yıkanması önerilse de 95 derecede dahi hiçbir sorun olmadı. Çok şık değil ama çok kullanışlı. Bebek giysisi konusunda çok başarılı olduğunu düşünüyorum.

Özellikle kız anneleri bebeklerin altını temizlemenin ne kadar zor olduğunu bilir, cilt katlantılarının arasına giren kakaları, krem kalıntılarını suyla temizlemek imkansız gibi bir şey. Bir çok kişiden bu sıkıntıyı duydum. Bunun için bulduğum bir ürün var, Mustela physiobebe temizleyici sıvı… Çok güzel bir kokusu var ve inanılmaz bir şekilde temizliyor. Yüzünü ve boynunu da siliyorum, yumuşacık, mis gibi oluyor, kesinlikle tavsiye ederim.

Başka bir sıkıntılı durum da dışarı çıkarken yanıma alam gereken mama kutusuydu. Zaten çantaya konulan o kadar çok şey var ki bir de mama kutusunu taşımak, dışarda ölçmek zor oluyordu. Bunun için de bir ürün var, Philips Avent’in mama kutusu. İçinde üç bölme var, her bölmeye bir öğünlük mama konulabiliyor, toplam üç öğün için gereken mama ölçek kullanmadan kolayca hazırlanabiliyor. Benim işimi çok kolaylaştırdı.

İlk haftalarda tüm bebeklerde olduğu gibi Dora’nın da her bezinde kaka oluyordu. Sık değiştirmeye çalışsam da birkaç defa pişik oldu. Birçok pişik kremi var ama çinko içerenler çok etkili. Birçoğu ilaç ama tarım bakanlığı onaylı olan ve çocuk marketlerinde satılanlar da var Desitin gibi, ben Oksizinc kullandım, kesinlikle hayat kurtarıcı.

Bir hafta kadar bir dönem MR çektirdiğim için süt veremedim, sadece mamayla beslendi. Çok huzursuzlukları oldu, özellikle akşamüzeri gaz sancıları. Sanki üç aydan sonra kolik başladı. Zinco işe yaramadı, Sab simplex aldım ama hemen vermedim, önce mamayı Conformil ile değiştirdim. Milupanın gazlı bebekler için özel maması, formu kötü, rengi de, tam erimiyor gibi hissettiriyor ama işe yaradı. Aynı zamanda anne sütüne dönmesinin de payı var ama bir haftada kurtulduk huzursuzluklardan. Büyük bebekte daha zor, gülümsemeye çalışırken birden canı acıyor ve yardım ister gibi bakıp ağlamaya başlıyordu, insanın içi parçalanıyor. Conformil bu nedenle bana çok iyi geldi. Sürekli kullanabilirdim ama hem reflüyü arttırdı, gece öksürmeye başladı hem de ambalajı kullanışlı değil. Faydalı bir tecrübe olarak kaldı.

Her zaman yenidoğan annelerine bebeklerin burnunu serum fizyolojik ve burun aspiratörü ile açmalarını öneririm. Otribebe favorimdi aspiratör için ama pilli Santebebe marka aspiratörü keşfedip almıştım, çok kullanışlı, her sabah kızımın burnunu açıyorum, rahat nefes almaya başlayınca mutlu oluyor.

Dora’ya hamileyken klasik müzik dinletmiştim, hala da devam ediyorum ama özellikle ilk bir ay bir CD çok faydalı oldu, kalp ritmi üzerine klasik müzik notaları eklenmiş, derginin armağanıydı, saklamışım, çok iyi etmişim. Üzerinde Music for Mother&Baby yazıyor. İlk ay anne karnındaymış hissini hatırladığından bu CD ile kolayca uyudu, sonra unuttu tabi kalp atımlarımı ama ilk ay için hayat kurtarıcı, e-bebekte satılıyordu sanırım.

İki şey var, çok özel ya da farklı değil ama elimin altında ne kadar çok varsa o kadar iyi. Annem neyse ki ikisinden de bol miktarda almış. İlki battaniyeler, üzerine örttüm, altına serdim, polar, penye, delikli… kullandım da kullandım. İkicisi de ağız bezleri, ben penye olanları sevdim, biraz daha kalın ve çok kullanışlı, bol miktarda olmalı.

Ne yazık ki sütle ilgili sıkıntılarım ilk aydan sonra sürekli devam etti. Eskiden annelere söylediğim şeylerin gazabına uğradım, çok istememe rağmen Dora’yı yalnızca üç hafta sadece anne sütü ile besleyebildim. Sütü arttırmak için birçok şey denedim, Humana Still Tee anne sütü arttırıcı çay, Promalt malt içeceği, GNC Brewer' s Yeast malt tablet düzenli olarak kullandıklarım. Aksattığım zaman sütün azaldığını biliyorum, bu nedenle bir süre daha kullanmak durumundayım.

Dora’nın sonradan ortaya çıkan kolik döneminde ağrılarını azaltmak için sıcak su torbasını çok kullandık. Bebe D’or marka, bebekler için üretilmiş, polar kılıfı yanık riskini azaltıyor. Oldukça işimize yaradı, karnına koyunca Dora’yı rahatlatıyordu, bebekli evde mutlaka olması gerekiyor.

Üç aydan sonra Dora emmeyi keşfetti ve bu defa kaçırdığı üç ayı telafi etmek için emiyor gibi, ara vermek bilmiyor. Bu durum tabi bana ağrı ve acı olarak dönüyor. Lansinoh marka lanolin içeren krem kadın doğumcularında favorisi zaten, ben de çok memnunum.

Temizleme pamuğu, alt açma örtüsü, deterjan gibi ihtiyaçlarım için Baby&Me markasını kullandım. Hepsi oldukça iyi, pamuklar çok kullanışlı, alt açma örtüsü ince ve çok geniş, deterjan beklememiş lekeleri iyi çıkarıyor, beklerse biraz zor, e-bebek’in kendi ürünleri, ben sevdim.

Dora’nın kirli bezlerini ne yapacağımızı ilk başlarda düşünmemiştik, doğuma az bir süre kala bebek bezi çöp kovasını keşfettim, Önce gereksiz geldi, sonra düşününce almaya karar verdim. Verdiğim iyi kararlardan biriymiş. Beklemiş bez gerçekten kötü kokuyor, hiçbir poşet de işe yaramıyor. Apartmanda her katta çöp kutumuz var ama bu defa da bina kokuyor. Korbell marka bu kovayı e-bebekten aldım, oldukça kullanışlı, Dora’nın odasında duruyor, 2-3 güde dolunca atıyorum ama hiç koku çıkarmıyor. Şu anda onsuz kalmayı düşünemiyorum bile.

Bebeklerin sürekli sırtüstü yatmaları başlarının arkasını düzleştirdiğinden kötü bir görüntüye sebep oluyor, ben buna her zaman takılıyordum. Annem yan yatırarak engelleyebileceğimizi söylese de pek güvenemedim. Araştırırken Theraline düz kafa yastığını buldum. Aslında bir yaşın altında bebeklere yastık kullanılmaz ama bu çok ince formlu ve delikli olduğu için sıkıntı yaratmıyor. İki tane aldım, Dora’ya, sürekli kullanıyorum. İki hafta ara verdim ve sonrasında gerçekten işe yaradığına emin oldum. Bir yaşına kadar kullanmayı planlıyorum. Aldığım için çok mutlu olduğum şeylerden biri de bu yastık.

Ateş ölçer seçerken de çok araştırmıştım. Braun genelde en tercih edilen marka olmasına rağmen ben Weewell ateş ölçer aldım. Filtresiz kullanımı, oda, su, mama ısısını ölçebilmesi benim için tercih sebebiydi. Gerçekten de Dora’nın ateşini ölçmekten çok mamanın ya da sütün sıcaklığını kontrol etmek için kullanıyoruz, banyo suyunun sıcaklığını ölçüyoruz, gün içine elimizden düşmüyor. Dışarı çıkarken de yanıma alıyorum. Bir ateş ölçere bu kadar bağlanabileceğimi tahmin etmezdim.

Emzirme yastığını Dora ilk aylarda emmediği için çok kullanamadım ama son bir aydır sürekli belimde. Basit bir C yastık, emzirme konforunu arttırıyor, Ayhan da severken ya da uyuturken kullanıyor, daha sonra oturmasına destek için de kullanabileceğiz, alternatifsiz değil ama kullanışlı. Aynı şekilde Dora’nın odasına aldığımız anne koltuğunu da emzirmek için kullanamadım ama biberonla beslerken, Dora’yı sakinleştirmek için ya da sadece odada olabilmek için ihtiyacım oldu. Bebeğin odasında bir koltuk olması şart, sallana koltuk da iyi bir tercih.

Aldığım için çok mutlu olduğum birçok şeyin yanında gereksiz yere alınmış, kullanamadığım ya da sevmediğim şeyler de oldu. Giysi tercihleri için tecrübe şartmış, anne tecrübesi bile yetmiyor. Chicco’yu severdim, şık şeyler üretiyor, kaliteli de ama bedenler konusunda çok tutarsız. Dora’nın bedeniyle uyuşmamasını kabul edebilirdim, uygun olanı alırdım ama kendi içinde de uyuşmuyor. Şu anda 3 ay için body ve 9 ay için tulumu birlikte giyiyor, 4 ayı dolmak üzere ama üzerine bunlar oluyor. Doğumdan önce aldıklarımı aylarına göre yerleştirmiştim ama Mothercare giysilerle karşılaştırarak yeniden düzenledim. Bundan sonra da Chicco’ya alışverişe giderken yanıma üzerine olan bir şeyler almayı planlıyorum. Markanın dışında alıp ama giydiremediğim şeylerin arasında iki parçalı takımlarda var, bana kullanışlı gelmedi, tek parça tulumlar hem açılmaması hem de rahatsız etmemesi açısından daha cazipti. Tulumların da çıtçıtları ortadan olanlar kullanışlı, yandan çıtçıtlı tulumları giydirirken bacaklarını zorlamak gerektiğinden onları da sevmedim. Penye eldivenleri hem elinde durmadığı için hem de eldivenli tulumlar daha kullanışlı olduğundan kullanamadım. Anneanne, babaanne ve diğer teyzelerin ördüğü yün, yelek, hırka patik vs. ev sıcak olduğu için gerekmedi, birkaç defa denediğimde de Dora’nın cildini tahriş ettiler, kullanamadık. El emeğine yazık oldu.

Banyo filesini çok kullanışlı olacağını düşünerek almıştım, ilk haftalarda bir süre işe yardı ama biraz büyüyüp ağırlaşınca içine gömülmeye başladı, kısa sürede süngere geçmek zorunda aldık. Suyun içinde kalacağını düşündüğüm için süngeri başta tercih etmemiştim ama süngerin boyunu aşacak kadar çok su birikmiyor zaten. Kalıp bebe sabununu da kullanamadık, köpürmüyor ve çok kayıyor, onun yerine Sebamed’in banyo köpüğünü kullandık.

Bir hevesle göğüs kalkanı almıştım, sanki çok sütüm gelecekmiş gibi ama ne yazık ki deneme şansım bile olmadı, doğumdan önce almaya gerek yokmuş. Daha sonra ihtiyaç duyarak aldığım silikon meme uçlarını da kullanamadım, Dora sevmedi, daha doğrusu ememedi, onun içinden süt çıkarabilecek kadar güçlü çekemedi, zarif kızım.

Babasling de heves ettiğim ama kullanamadığım bir ürün. Dora’yı asacaktım göğsüme, rahat rahat dolaşacaktım. İlk haftalarda küçük olduğu için ben cesaret edemedim. Biraz büyüyünce de içinde sıkıntılar bastı kızıma, hiç sevmedi, ne zaman koysam ağlamaya başladı. Şimdi kanguru düşünüyorum ama o da omurgasına dengesiz baskı yapacağı için elim gitmiyor. Hem onu da sever mi bilmiyorum, zaten ağırlaşıyor, benim omurgama da yazık.

Yan yatma yastığı bir mucize olarak düşünüp aldığım, Dora’yı içine yatırıp güvenle bırakacağımı umduğum ama daha yenidoğanken Dora’nın üstünden atlayıp döndüğü, uzun zamandır tekrar denemeye cesaret edemediğim bir şey olarak dolaptaki yerini aldı.

Birçok eşya daha var çok araştırarak aldığım, sık sık kullandığım ama alternatifi olabilecek, mutlaka vazgeçilmez olmayan. Zamanla, Dora büyüdükçe mutlaka yeni şeyler eklenir, belki fikirlerim değişir ama şimdilik durum böyle…

http://drskaraca.blogspot.com/2012/12/bu-konu-herkese-gore-baska-dogrular.html

20 Nisan 2013 Cumartesi

Spor yeniden...

Ne kadar istesem de hiçbir zaman aktif spor yapan biri olamadım. İstanbul’a döndüğümüzde taşındığımız sitede oldukça iyi bir spor salonu olunca üye olmuştuk. Bir program almadan yürüyüş, yüzme, oyalandık, zaman geçirdik. Gebeliğim ilerleyince ben üyeliğimi dondurdum, hava soğudu, Dora da doğunca Ayhan da iyice boşladı.

Kızım üç ayını doldurdu, hamilelikte aldığım kiloların çoğunu versem de bir deformasyon kaldı elbette. Emzirdiğim için diyet yapma şansım da yok, canımı sıkıyor bu durum. Eski pantolonlarıma ya giremiyorum, girebiliyorsam da hoş görünmüyor. Bir şeyler yapmanın zamanı geldi kısaca.

Bu hafta spor salonuna gitmeye başladım ama önceki gibi basit değil, bu defa sıkı tutacağım. Önce spor eğitmenimle tanıştım. Gökhan Bey ölçümlerimi yaptı, sonuç tabi ki felaket. Yağ fazla, kas az, sıvı az, protein az, mineral az, tartı normal… Dora’dan sonra yağdan başka her şey azalmış. Bana bir program yapacak, sıkı takip edeceğini söyledi. Ne yazık ki bizim gibi tembel insanların takip edilmesi gerekiyor. Gevşemeye o kadar hazırım ki, başlamam için bile annemin ittirmesi gerekti. Gardolap sıkıntım olmasa belki onu da yapmazdım ama şimdi mecburum. İlk dört gün yürüyüş yapıp hazırlanacağım, sonra programımı verecekmiş. Kaslarımı geliştirmek için öncelikle kardiyo yapacağımı söyledi, yağ yakmak için kaslarıma ihtiyacım olduğunu da ekledi. Sonra pilates yapacağız, biraz da ağırlık çalışması. Aslında spor salonu kültürüm çok fazla olmadığı için bahsettiklerinin hepsini anlamadım, zamanla öğreneceğimi düşünüyorum. Çalışmaya başlamadan önce biraz toparlanmam gerekiyor, yoksa çok daha zor olabilir…

Emzirmek doğumdan sonra kilo vermeyi kolaylaştıran bir faktör, oldukça yüksek oranda kalori yakılmasını sağlıyor ancak sütü arttıracak diye bol tatlı ile beslenilmediği takdirde… Sütün yeterli ve kaliteli olması için annenin iyi beslenmesi önemli, kalorisi fazla olan değil besin değeri yüksek gıdalar tüketilmeli, bol su içilmeli ama düşük kalorili zayıflama dietleri de asla uygun değil.

Doğumdan sonra egzersizlere başlamak hem anneyi mutlu ediyor hem de eski formuna kavuşmasını sağlıyor. Normal doğumdan bir hafta, sezaryenden bir ay sonra egzersize başlanabileceği söyleniyor kadın doğumcular tarafından ancak bu dönemlerde henüz düzen oturmadığı için uykusuzluk ve yorgunlukla birlikte hiç kolay değil. Benim hedefim üç aydı zaten, öyle de başladım. Egzersizin anne sütünü azaltacağı yönündeki söylentilere katılmıyorum, bilimsel bir dayanağını bulamadım, hatta annenin iyi hissetmesini sağlayarak olumlu yönde etkisi bile olabilir. Ancak yürüyüş, yüzme gibi vücut direncini arttıracak hafif tempolu egzersizler öneriliyor, koşu, bisiklet gibi ağır egzersizlerin süt tadını ve kalitesini etkileyebileceği okumuştum, bu da bebeğin anne sütünden vazgeçmesine sebep olabiliyor.
İlk aylar geçtikten sonra bebekle hayat çok daha keyifli bir hale geliyor. Eski düzene dönmek mümkün olmasa da yeni bir düzen kurmak bile insanı mutlu edebiliyor. Kendim için bir şeyler yapmayı özlemişim. Annemin de desteğiyle yavaş yavaş form tutmak beni mutlu edecek, bu defa sıkılıp bırakma ihtimalim daha düşük gibi, bakalım umarım öyle olur…