25 Mayıs 2016 Çarşamba

Okula başlama ayı

Ülkemizdeki eğitim sisteminde ne yazık ki çok sık değişiklik yapılıyor. Yeterli hazırlık omadığından hatalar yaşanarak fark ediliyor. Bizim kuşağın dahil olduğu sistemde altı yaş bitirildikten sonra ilkokula başlanıyordu. Doğum yılına göre kayıtlar yapıldığından ocak ayında doğan çocuklar daha avantajlıydı. Yeni sisteme göre ilkokul kayıtları çocuğun bitirdiği aya göre yapılıyor. 66 aydan sonra okula başlamak zorunlu, 66-68 ayda aileinin isteğiyle, 69-72 ayda doktor raporuyla kayıt bir yıl ertelenebiliyor. 60-66 ay arasındaki çocuklar da ailelerinin isteğiyle okula başlayabildiğinden aynı sınıfta 60 aydan 84 aya kadar çok geniş yaş dağılımındaki çocukların birlikte okula başlama ihtimali doğuyor. Bir kaç ayın bile gelişim açısından farklılıklar gösterdiği bu dönemde iki yaş çok önem kazanıyor.  


Ben çocukların kendilerinden büyüklerle birlikte okula başlamasını onaylamıyorum. Annemler beni bile bir yıl erken göndermek istemiş ve reddetmişim. Oysa ki Dora oyun grubunda sıkıldığı için, öğretmenlerinin de onayıyla, iki yaşını doldurunca ebeveynsiz gruba devam etmeye başladı. İki buçuk yaş grubuna ikinci dönem başlayınca sınıfındaki çocuklarla arasında epeyce yaş farkı oldu. Geçen yıl adapte olmaya çaılştı, bu yıl ilk dönemde sık hastalandığı için biraz aksadı okula devamı. Ama bu dönem her şeyin daha bir farkında. Arkadaşlarını seviyor, genelde okula mutlu gidiyor ama dönem dönem gitmek istemediği de oluyor. Öğretmenleri yaşı nedeniyle sıkıntı yaşamadığını söylüyor her zaman. Bundan sonrası için plan yapmaya çalışırken veli görüşmelerinde öğretmeninin bir cümlesi daha fazla düşünmeme neden oldu. “Dora herşeyi arkadaşları kadar yapabiliyor, en yavaş yapıyor, en geç bitiriyor ama herşeyi tamamlıyor” dedi. Bu cümle yeni bir plan yapmam konusundaki düşüncelerimde haklı olduğumu gösterdi. Benim kızım, bu yaştaki her çocuk gibi yarışmayı seviyor, hırslı bir çocuk ama her zaman sonuncu oluyor. Yaşı küçük olduğu için arkadaşlarından çok daha fazla çaba harcıyor ve hep sonuncu olduğunu düşünüyor. “Ben yapamam” demelerinin, arada okula gitmek istememelerinin nedeninin bu durum olduğunu düşünmeye başladım. Görüştüğüm çocuk psikiyatrisiti ve pedagog arkadaşlarım da kendi yaş grubuyla birlikte olmasının daha uygun olacağını söyleyince iyice emin oldum.

 

Devam ettiği okulda aynı grupta bir sonraki yıl okuma çalışmalarının başlayacağını öğrenmek tedirginliğimi arttırdı. Henüz üç yaşında ve önümüzdeki yıl beş yaş sınıfına gitmesi gerekecek. Okulundan bana önerilen bir alt gruba devam etmesi oldu ama bu da aynı yılı tekrar edeceği anlamına geliyordu. Hem de bu yıl aynı sınıfta olduğu ve yeni yeni kaynaştığı arkadaşlarını görerek başka sınıfta olacaktı. Tüm bu fikierler benim yeni bir okul arayışımın hızlanmasını sağladı. İlkokula devam edebileceği çoğu okul 36 aydan sonra hazırlık grubuna aldığı için seçeneğim daha fazlaydı. Yeni bir anaokuluna başlamasını da istemedim. Sonuçta iyi olduğunu bildiğimiz bir okulun en minik grubuna kaydını yaptırdım.


Yeni okulun giriş görüşmesinde Dora’yı bizden ayrı yaklaşık iki saat kadar gözlemlediler. Sonuç olarak 4-5 yaş grubuna gidebileceğini söylediler. Bunu tahmin ediyordum ama benim ısrarımla 3-4 yaş grubuna kayıt yaptırdım. Gördüğüm hastalarımdan, yaşına göre gelişiminin iyi olduğunu gözlemleyebiliyorum, belki ilk yıl okulda yeni bir şey öğrenmeyecek ama en azından kendi yaşındaki çocuklarla birlikte olacak ve ilkokula 80 aylıkken başlayacak. Belki pişmanlıklar yaşarım ara ara ama böyle içim daha rahat edecek...

 

5 Mayıs 2016 Perşembe

Geniz eti kulak iltihabı kısır döngüsü

Sağlıklı gelişim sırasında çocuklar bazen ameliyat olmak zorunda kalabiliyor. Çocukluk çağında en sık yapılan ameliyatların başında da bademcik ve geniz etinin alınması geliyor. Ben de Dora’yla bu yıl “büyük geniz eti”nin yaratabileceği sorunlarla karşı karşıya kaldım. Kış boyunca dört defa orta kulak iltihabı geçirdi ve antibiyotik almak zorunda kaldı. Her ateşlendiğinde otit endişesiyle yaşamak çoz zor geldi. Viral diye düşünerek bir hafta beklediğimde pürülan otit olduğunu görmek çok üzücüydü. Halk arasında geniz eti denilen adenoid dokusunun büyük olması orta kulağın havalanmasını sağlayan östaki borusunun ağzını kapatarak enfeksiyon oluşmasını kolaylaştırıyor. Hem kilolu bir çocuk olduğundan hem de yapısı gereği Dora’nın geniz eti de büyük. Neyse ki takibini yapan Ömer Faruk Ünal Hoca’mın desteğiyle ameliyat olmadan bu kışı geçirdi kızım. Yazın daha az enfeksiyon geçireceğini düşünüyorum, bakalım önümüzdeki kış nasıl gidecek...

Burun eti - Geniz eti
Burun eti ve geniz eti olarak söylenen şeyler birbirinden tamamen farklı şeyler. Burun eti, burun arka kısmında her iki tarafta yer alan ve konka adı verilen doku parçacıklarına denir. Görevi burundan içeriye giren havayı temizlemek, ısıtmak ve nemlendirmektir. Bu nedenle burun eti devamlı olarak çalışır. Burun eti soğuk havalarda büyür, sıcak havalarda ise küçülür. Fakat bazı durumlarda kalıcı olarak büyür. Bu durumda burundan nefes almak zorlaşır. Alerjik nedenler burun etinin büyümesini kolaylaştırabilir. Burun etlerinin büyümesi ile hastalar öncelikle burun tıkanıklığı hissetmektedir. Daha sonra geceleri ağzı açık uyumaya başlamakta ve sabah kalktıklarında ağız kuruluğu sorunu yaşamaktadırlar. Çocuklar gece boyunca az oksijen aldığı için 7-8 saat uyusa bile uyku hali devam edebilir ve gün içerisinde kendisini yorgun hissedebilmektedir. Hastalığın, çocuklarda uyku hali dışında, zekâ kapasitelerinde 5-10 puanlık düşüşler gibi etkileri de vardır. Ayrıca çocuklarda da horlama ve uyku apnesi olabilmektedir.


 
Burun eti büyümesi çok şiddetli değilse, verdiği rahatsızlığın boyutu küçükse, tedavisi ilaçla yapılabilmektedir. Daha fazla büyüdüğü durumlarda kulak burun boğaz doktorları radyo frekans dalgaları yöntemi ile burun etini küçültmektedir. Burun etinin çok daha büyüdüğü durumlarda ise cerrahi müdahale ile burun eti tamamen alınmaktadır. Yapılan müdahalede burun etinin büyüyen kısımları alınarak burun içinin rahatlaması ve genişlemesi sağlanmaktadır. Burun etinin çıkarılması operasyonları haricinde yapılan tüm işlemlerin sonunda burun eti yeniden büyüyebilir.

Geniz eti, üzüm salkımına benzer şekilli ve burun ile boğaz arasına yerleşmiş bir dokudur. Geniz eti, burundan giren bakteri ve virüsleri yakalar ve vücudun mikroplarla savaşmasına yardımcı maddeler olan antikorları üretir. Eğer çocukta sürekli ya da sık tekrarlayan geniz eti büyümesi veya iltihabı varsa geniz etinin ameliyatla alınmasını önerilebilir. Çocuklar geniz eti alındıktan sonra daha sık hastalanmazlar, vücutta geniz eti gibi görev yapan başka dokular aynı fonksiyonları yeterince yapabilirler.

 
Geniz etinin büyümesi halinde çeşitli belirtiler görülebilir. Burundan nefes almakta güçlük, burun tıkalı gibi genizden konuşma, uyku sırasında horlama ya da uyku birkaç saniye süreyle nefesini tutma (uyku apnesi), tekrarlayan orta kulak iltihabı, kulakta sıvı birikmesi bu belirtiler arasında sayılabilir. Geniz eti iltihaplı ise ilk önce antibiyotiklerle tedavi etmek denenebilir. Eğer geniz eti iltihaplı değilse bir süre beklenebilir, çünkü çocuklarda geniz etinin bir miktar büyümesi normaldir. Zamanla çocuğun geniz eti kendiliğinden küçülebilir. Ameliyat genel anesteziyle ağızdan yapılır. Yarım saat kadar sürer ve ciltte herhangi bir kesi olmaz. Aynı gün hastaneden taburcu olunur.

Amerikan otolaringoloji derneği geçen aylarda otit (kulak iltihabı) konusunda yenilikleri yayınladı. Eskiden tedavide kullanılan alerji ilaçları, burun spreyleri, kortizonlu ilaçların faydasız olduğu bildirildi ve eğer kulakta sıvı birikimi yoksa tek başına geniz etinin alınması artık önerilmiyor. Dora’nın takibini yapan doktorunun izlemi ve bu bilgiler doğrultusunda ameliyat olmadan bu yılı geçirdi kızım. Uygun tedavinin doğru hekim tarafından zamanında yapılmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Dönüş

Bir süredir bu sayfalara yazı yazmadığım için kendimi kötü hissediyorum. Aslında yazmaktan geri kalmadım ama bloga koyma fırsatım olmadı. Türkiye’nin önde gelen anne baba dergilerinden “Bebeğim ve Biz” ekibi yaz aylarında, kitabım çıktıktan sonra benimle röportaj yapmak istedi. Ardından köşe yazarlığı teklif edince yazılarımı genelde köşemde yazma şansım oldu. Biraz blogu ihmal ettim. Telefi etmeye çalışacağım. Yazacak çok konu birikti. Aynı zamanda Türkiye piyasasına yeni giren Amerikan kaynaklı bir bebek firmasının web sayfasında da yazılarım yer alacak, onunla birlikte sürekli yazı yazar haldeyim. Hepsini tamamlayacağım.



Dora devam ettiği okulda tam gün eğitime geçti. Artık servisle okula gidip geliyor. Geçen yıla göre daha büyüdü ve algıları açıldı. Tercihleri artık daha netleşti. Kesinlikle müzik ve dans etmekten, yabancı dilden hoşlanıyor. Evin içinde sürekli bağıra bağıra ingilizce, fransızca çocuk şarkıları söyleyen bir cüce dolaşıyor. Parkta, arabada yolculukta, yemek masasında Dora sürekli şarkı söylüyor, fırsat buldukça da dans ediyor. Zaman onunla çok keyifli geçiyor. Ben çok daha yoğun çalıştığım için geçen yıl olduğu gibi birlikte planlar yapamıyoruz çok fazla, okula daha düzenli devam ediyor. İlk dönem hastalık nedeniyle aksadı ama ikinci dönem okuldan daha çok zevk aldığı anlaşılıyor. Arkadaşlarıyla ilişkileri geçen yıla göre daha farklı. Birbirlerini daha iyi tanıyorlar ve daha fazla iletişim kuruyorlar. Birlikte eğlenmeyi öğrendiler. Bu yıl doğum günü partisini de arkadaşlarıyla okulunda yaptık, isteği doğrultusunda. Çok mutlu oldu, bu defa partinin onun için olduğunu daha iyi anladı. Günden güne büyüyor, gelişiyor, değişiyor... Kendine hayran bırakıyor.

28 Eylül 2015 Pazartesi

Biten bir tatil daha....

Hayatımıza son yıllarda yerleşen “çocukla tatil” olgusunu iyice alışmaya başladık. Artık daha kolay hazırlanabiliyor, daha az eşyayla idare edebiliyor ve daha çok eğlenebiliyoruz. Ne yazık ki tatil konusunda cesur davranamıyorum. Hem biraz Dora düzenine ve evine çok bağlı bir çocuk olduğundan, hem de dinlenmek istediğimden öyle uzun bir üç kişilik yurt dışı aile tatili yapamadık. Bu yıl çok planlamıştım ama yine tüm aile otel tatilini tercih ettik. Hem annemlerle zaman geçirdik, hem de onlar çocukların bakımına yardımcı olduğundan dinlenebildik.



Bu yıl daha önceki yazlar gibi yiyecek taşımadım tatile, yemek için Dora’yı zorlamamaya, rahat bırakmaya karar verdiğim için biraz sağlıksız ve az beslendi ama kendimi tutmaya çalıştım. Onun dışında eğlenceliydi, bol bol oynadık, yüzdük, kaydık, dans ettik… En güzeli beraber uyuduk. Tatillerde kurallarımız esnetip beraber uyuyoruz, çok keyifli oluyor. Bu dönemde poz vermekten pek hoşlanmadığı için fotoğraflarımız az, ancak canı isterse güzel şeyler çıkabiliyor, eskisi gibi güzel fotoğraflarla dönemiyoruz tatillerden... Tatil dönüşü çok suya girmenin etkisiyle otit geçirdi, kulak ağrısı çekti biraz, o da can sıkıcı kısmı oldu.


Artık büyüdüğü için yanımıza aldığımız eşyalar da azalıyor. Yine en büyük bavul Dora’nın ama daha çok giyecek içeriyordu. Güneşin yan etkilerinden korktuğum için uzun kollu, kapalı, UV protect mayolar kullandım sürekli, artık hareketlerini kısıtlayamadığım için çok işlevsel oldu. Yüzme okulu Aquatots’dan aldığım mayo oldukça kaliteli ve rahattı, i-play’dan aldığım takım kaliteli ama rahatsızdı, İmaginarium’dan aldığım ise beni de şaşırttı ama kalitesizdi.

Deniz, havuz kenarında en önemli aksesuarlardan biri de ayakkabılar. Şıklıktan çok rahatlığı düşünmeyi öğrendim bu yaz. Gün içinde Crocs terlikler ve Birkenstock sandaletler, su kenarında da Slipstop ayakkabılar her türlü giysiyle hayatımızı kurtardı.

Çocuk gözleri de güneşe karşı korunması gerektiğinden ve minik kuşum meraklı olduğundan ona iki Ray-ban gözlük aldım. Bu konuda markanın güvenilir olması çok önemli. Ray-ban kids oldukça başarılı. Başta hevesliydi ama sonra sıkıldı, şapkanın koruyucuyla yetindi.

Ne kadar yüzme dersi alsa ve iyi yüzebilse de dalgalı deniz ve havuz kenarında biraz da yalnız eğlenebilmesi için son dönemlerde çok güvendiğim Myminibaby kolluklardan hem Arda’ya hem Dora’ya aldım. Özgür olunca çok rahat ettiler, biz de biraz dinlenebildik.


Güneş koruyucu için hala mineralli ürünleri tercih ediyorum. Bioderma ve Trukid kullandım. Çok da koruduğum için bir sıkıntı yaşamadık. Sivrisinekler için Bella B Buzzy B aldım yine ama bu yıl çok gerekmedi.


Biraz daha keyifli geçmeye başladı tatillerimiz, birkaç hafta sonu kaçamağı yaparız ama artık Dora’yla yurtdışına çıkmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Bakalım, biraz daha planla yapabileceğimi sanıyorum.

14 Temmuz 2015 Salı

Tamamen psikolojik

Rutin çocuk gelişimi incelemeleri için 18. ayda pedagog kontrolü yapılması öneriliyor. Aslında bu çocuğun durumuna göre farklı zamanlarda da yapılabilir. Ben Dora’nın gelişimini kendim takip ettiğim ve basamakları bildiğim için geçen yaz psikolojik bir değerlendirme almadım. Bu yıl hem iki yaşın getirdiği hırçınlıklar hem de tuvalet eğitimi, anneanne bağımlılığı, aileden uzak kalma süreci gibi sorunların kafamda olması nedeniyle destek almanın uygun olduğunu düşündüm. Tabi gelişiminin bir uzman tarafından değerlendirilmesi de uygun geldi.
 
Çalıştığım hastaneye her geldiğinde canını sıkacak şeyler yaşadığı için Dora’yı ikna etmek kolay olmadı. Neyse ki dünya tatlısı psikoloğumuzla tanışıp oyun oynamaya başlayınca çok mutlu oldu. Sorduğu sorulara cevap verebilmesi ve cevaplarının coşkuyla karşılanması çok hoşuna gitti. Bazı cevapları beni bile şaşırttı. Komutlara uyma konusunda iyi olduğunu zaten çok önceden biliyordum. Sonuç olarak dil gelişimi ve el becerileri açısından yaşından ileri olduğu onaylandı, geveze kuşumun. Tuvalet eğitimi açısından önerilerimizi de aldık, zaten zamanlama dışında sıkıntı yoktu, yakında sonlanacak gibi. Yapılması gerekenler listesinde bir madde daha tamamlanınca mutlu döndük evimize.

 
Pedagog kontrolü ne zaman gereklidir?
Pedagog çocuğun klinik değerlendirmesini yaparak soruna göre gerekli uzmanlara yönlendirecektir. Çocuğun basit problemleri varsa öncelikle doğru bir yönlendirme için pedagoga gitmek gerekir. Çocuktaki bulgulara göre pedagog Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi uzmanıyla birlikte çalışır, doktorun yönlendirmesiyle çocuğa da terapi desteği verir ve aileyi bilinçlendirir. Böylece Çocuk Psikiyatristi ile işbirliği içinde çocuğun tedavisine destek olur. Pedagogların en önemli rolü anne babalar için önemsiz gibi görülen bulguları değerlendirip, şüphe ettiği bozukluğun tanı ve tedavisi için geç kalmadan Çocuk ve Ergen Psikiyatristine yönlendirerek tedavi sürecini başlatmalarıdır. Erken tanı tedavi sürecini kolaylaştırır. Aynı şekilde Çocuk ve Ergen Psikiyatri uzmanı doktor da tedavi ettiği çocuğu terapi desteği alması ve ailesinin çocuğa nasıl davranacağı hakkında danışmanlık alması için pedagoga yönlendirir.

Pedagoga gitmek için çocuğun bir sorun yaşaması gerekmez. Bebeği pedagog rehberliğinde bilinçli bir şekilde büyütmek ilerde oluşabilecek sorunları önlemeye yardımcı olur. Çocuğun sağlıklı ve mutlu büyütmesi için pedagoga gitmek bir çocuk doktoruna gitmek kadar normal ve gereklidir. Doğumdan sonra bebeğin gelişimi ve psikolojisi, oyuncakların seçimi, ailenin bebeğe yaklaşımı hakkında bilgi almak için gidilmelidir. Bebeklik döneminde çocuğun gelişimini takip etmek, gelişimini destekleyecek oyun ve oyuncak seçiminde destek almak için gidilebilir.

 
Çocuğun hayatındaki belli başlı değişikliklerde de destek amacıyla pedagogdan fikir almak faydalı olabilir. Aileye yeni bir bebeğin gelişi, boşanma, anne babanın ayrı evlerde yaşaması, kreşe ve okula başlama gibi durumlarda, aile içi ilişkilerde büyük krizler yaşanıyorsa ve çocuk bu durumdan derin bir şekilde etkileniyorsa, çocuğun bakımından birinci derecede sorumlu olan yetişkinde psikolojik sorunları varsa, aile bireylerinden birisinin yaşadığı önemli bir hastalık, kaza, ölüm ve yas gibi aileyi derinden sarsan ve çocuğu da etkileyebilecek olaylar varsa pedagoga danışmak uygun olabilir.

Çocukta davranış değişiklikleri olması da psikolojik değerlendirme gereksinimi için anlamlı olabilir. Tavırlarında ani değişiklikler, sürekli gergin, sinirli, huzursuz olması, uyku ve beslenme düzeni bozulması, düzgün konuşuyorken aniden kekelemeye başlaması, korkuları ve kaygılarının artması, altını ıslatmaya, gece dişlerini gıcırdatmaya başlaması, saldırgan ve hırçın bir tavır sergilemesi, anneye olan düşkünlüğün artması, çok sessiz bir çocuk olması ve kimseyle bir şey paylaşmak istememesi uyarıcı durumlar olmalıdır.

 
Ayrıca çocukta ciddi bir bozukluğun habercisi olabilecek bulguların saptanması açısından da değerlendirme önemlidir. Bu durumda erken tanı çocuğun tedavisinde önemli bir rol oynar. Çocuk yaşına göre öğrenmekte güçlük çekiyorsa, gelişim alanlarından birinde gecikme varsa, arkadaşlarıyla uyum problemi yaşıyorsa, sürekli altını ıslatıyor ve çocuk doktoru bunun fizyolojik bir nedeni olmadığını ifade ediyorsa, okulda ve evde aşırı aktifse ve dikkatini toplamakta zorlanıyorsa, inatçı ve dediklerini ağlayarak yaptırıyorsa, tutturmalar ve takıntılar hayatını etkileyecek boyut aldıysa, uyku sorunları, konuşma gecikmesi yaşıyorsa, algılamada ve komutları anlamada sorun yaşıyorsa, göz kontağı kurmuyorsa, aile üyeleri dışında kimseyle iletişim kuramıyorsa, kendi odasında tek başına yatamıyor annesi veya babasıyla yatıyorsa, öz bakım ihtiyaçlarını kendisi yapamıyorsa, okul başarısında ani düşme olduysa ya da buna benzer ipuçları varsa bu durum bir psikiyatrik bozukluğunun başlangıcının sinyali olabilir. Pedagog bu semptomları değerlendirir eğer ruhsal bir bozukluktan şüphe ederse Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi uzmanı doktora yönlendirir. Çünkü zaman kaybedildiyse ve artık ruhsal bozukluk derecesinde ise psikiyatrik ilaçlar tedavinin bir parçasını oluştur. Bozukluğun kesin tanısında ve tedavi için yazılacak ilaçlar konusunda Çocuk Psikiyatrisi uzmandır.
 
 

20 Haziran 2015 Cumartesi

Hayaller gerçekleştirmek için var...

Yazmayı hep sevdim ben... Çocukluk, gençlik hayallerimin biri doktor olmaksa diğeri bir kitabımın olmasıydı. Fırsat buldukça yazdım; okudum, okudum, yazdım... Doğru yazmak, düzgün yazmak, bildiğimi yazmak en önemlisiydi. Araştırma yaptım, makale yazdım. Eğitim aldım, öğretmek için yazdım. Dora doğdu, unutmamak için yazdım. Okusun, bilsin, hatırlamasa da mutlu olsun diye blog yazdım. Söyleyemediklerimi hep yazdım, yazdıkça sayfalar biriktirdim. Okundukça gurur duydum. Dora’yı en iyi şekilde yetiştirmek temel amaçlarımdan biri oldu, bildiklerimi uygulamaya çalıştım, bilmediklerimi öğrendim. Aldığım eğitimin önemini yaşayarak gördüm. Bilerek yapmanın insana nasıl bir güven verdiğini yaşadım.

Hastalarımın anneleri sıkça “siz olsanız kendi çocuğunuza ne yapardınız?” diye sormaya başladıklarında neler yapabileceğimi düşündüm. Fikir aldığım arkadaşlarım da bilgilerimi, tecrübelerimi kitap olarak ellerinde tutabilseler çok güzel olacağını söylediler. Bu aşamadan sonra yayınevleriyle görüşmeye başladım. Kitabımı yayınlamaya sıcak bakanlar içinden hem benim tarzıma uyan, hem de ekibine çok güvendiğim Optimist Kitap ile çalışmaya 2015 Ocak ayında başladık ve planladıkları gibi kitabım Haziran ayında yayınlandı.
 

Henüz heyecanını yaşıyorum. Hayatım boyunca insanın bir kitabının olmasının muhteşem olduğunu düşünürdüm, şimdi bunu yaşamak çok güzel. Hem de içinde benim hayatımın, kızımın ve mesleğimin olduğu bir kitap... Umarım beklentilere cevap verir de benim mutluluğum katlanır. Öyle çok destek aldım ki minnet duyduğum bir çok insan oldu ama en çok da editörüm Mutlu Hanım, iyi ki var...

 

İlk karne heyecanı

Çocuk sahibi olmak endişelerle birlikte yeni heyecanlar da demek aynı zamanda. İlkler insana hep mutluluk veriyor. Bir yaşına kadar bol bol “ilk”lere tanık oluyoruz zaten ama her yıl değişerek yeni bir sürpriz getiriyor. Bizim yaşadığımız döneme göre çok erken bir zamanda, 29 aylıkken Dora ilk karnesini aldı. Daha önce aldığı yüzme sertifikalarını düşününce her şeyi biraz erken yaşadığı bir gerçek.


Çocuğu ilk karnesini alan her anne gibi, işlerimi ayarladım, erkenden gittim Dora’yla okula. Çocuklar ne olduğunu tam anlamayasa da anneler heyecanla aldılar ilk karneleri. Bir ara öğretmenleri karnenin ne olduğunu anlatmaya çalıştı, minik kuzulara. Karnelerle birlikte dönem boyunca yaptıkları etkinlikleri de verdiler, onlara bakmak çok eğlenceli. Bir de o çizimleri, boyamaları Dora’nın yaptığını düşünmek... Ne çabuk büyüdü prensesim.

Yaş olarak sınıf ortalamasının oldukça altında olsa da uyumu çok iyiydi Dora’nın. Oyun grubuna giderken öğretmeninin “Dora’nın yapacağını düşünüyorum” diyerek okul öncesi gruba geçmesi için ısrar etmesine minnettarım şimdi. Oyun grubunda sıkılmaya başlamıştı, sınıfta kendinden en az 6 ay büyük çocuklarla daha fazla eğlendi bu dönem. Karnede de ciddi bir gerilik yok, bu nedenle doğru sınıfta olduğuna bir kez daha emin oldum.

Biz karne aldıktan sonra uzun bir tatil başlardı. Ne yazık ki artık böyle değil. Yaz okuluna devam etmeyecek bir kaç çocuk için okul kapandı ama Dora ve sınıfının büyük bölümü pazartesi yaz okulunda buluşacak. İstediğimiz haftalarda kullanabileceğimiz beş haftalık bir yaz okulu programımız var. Tatillerimize göre ayarlayınca neredeyse yazın tamamında okula devam edecek gibi görünüyor. Kış programına göre daha hafif, daha eğlenceli günler geçirecek hem de okuldan ve arkadaşlarından uzak kalmayacak. Okul bitti üzüntüsü yaşarken iki gün sonra yine geleceğini öğrenince mutlu oldu.

Bizim dönemimizden çok farklı hayatlar yaşasalar da heyecanlar, keyifler, mutluluklar hep aynı. Umarım sınıftaki arkadaşlarının hepsi ve tüm diğer çocuklar hayatları boyunca böyle güzel günler yaşar ve yaşatırlar, umarım çok mutlu olurlar...