2 Kasım 2016 Çarşamba

El ayak ağız hastalığı tecrübesi


Sonbaharın gelmesiyle birlikte hem hava sıcaklığında yaşanan değişiklikler hem de okulların açılmasıyla çocukların daha fazla birarada olması nedeniyle bulaşıcı hastalıklarda artış görülmeye başladı. Okulların açılmasıyla birlikte havalar soğuyunca kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmeye başlayan çocuklar hastalıkları birbirlerine bulaştırmakta geç kalmadı. Geçen yıl Dora’yla birlikte el-ayak-ağız hastalığını tecrübe etmiştik. Bu yıl yine hastalık görülmeye başlayınca yazmak istedim. El-ayak-ağız hastalığı konusundaki yazım birkaç haber sitesinde de paylaşıldı.



Geçen yıl, ekim ayının ortalarında her zaman olduğu gibi yine bir gece Dora’nın vücut ısısı yükseldi. Artık alıştığım ve ciddi başka bir sıkıntısı olmadığı için ateş düşürücü vererek takip ettim. O gece sık sık ayaklarının kaşındığını söyleyerek uyandı. Ertesi gün de ellerinde ve ağız çevresinde döküntüler başlayınca el-ayak-ağız hastalığından şüphelendim. Sonraki bir kaç gün ateşi devam etti, ağzındaki yaralar nedeniyle yemek yerken çok zorlandı. Bir önceki hafta sınıfında üç arkadaşının da aynı hastalığa yakalandığını öğrenince bir salgının başladığını anladım. Sonrasında da bir çok okuldan da salgın haberleri geldi. Bir kaç gün sonra ateş ve döküntüler bende de başladı. Dora’dan virusu ben de alıp hastalığı geçirdim böylece. Neyse ki genellikle bir kaç günde kendi kendine düzelen bir hastalık olduğu için ikimizde atlatabildik.



Sonbaharın ortalarında poliklinikte el-ayak-ağız hastalığı olan çocuklar artık eskisinden daha sık görülüyor. El-ayak-ağız hastalığı viral bir hastalıktır. Çoğunlukla 5 yaş altı çocuklarda, nadiren de erişkinlerde gözlenebilir. Ateş, elde ayaklarda döküntü ile kendini gösterir. Hastalık sıklıkla ateş, iştahsızlık, boğaz ağrısı ile başlar. Ateş başladıktan 2-3 gün sonra, ağızda ağrılı, su dolu döküntüler meydana gelir. Küçük kırmızı lekeler olarak başlayan lezyonlar ülserleşir. Deri döküntüsü 1-2 gün sonra gelişir. Ayak tabanı ve el ayalarında meydana gelen düz kırmızı noktalar halinde başlar, daha sonra su toplar. Nadiren döküntüler dizlerde, dirseklerde, kalçada veya genital bölgede olabilir. Özellikle bebeklerde ağızdaki yaralar nedeni ile yutma güçlüğü ve beslenememe olabilir. Yemek isteyen çocuğun ağzının acıması yüzünden yiyememesi anne için çok üzücü olabiliyor, sevdiği gıdalarla, özellikle sıvılarla beslemek gerekebiliyor.



El-ayak-ağız hastalığı insandan insana direk temas ile bulaşan viral bir hastalıktır. Hastalığa neden olan virüsler burun ve boğaz bölgesine yerleşir ayrıca dışkıda ve döküntülerin içindeki sıvılarda bulunurlar. Bu nedenle hastalık çok bulaşıcıdır ve hastaların hastalık tamamen düzelene kadar izole edilmelerinde yarar vardır. Birçok erişkinin de hastalığı hiç semptom oluşmadan taşıyabileceği unutulmamalıdır. Ayrıntılı bir hastalık öyküsü ve fizik muayene, ağızda, ellerde ve ayaklarda karakteristik döküntüler hastalığın teşhisi için yeterlidir. Genellikle, hiçbir laboratuvar çalışması gerekmez. Hastalıktan korunmak için aşı yoktur. Bu nedenle, hasta ile temastan kaçınmak ve temel temizlik kurallarına dikkat ederek hastalıktan korunmak gerekir. Kesin bir tedavisi olmayan hastalıkta semptomları hafifletmek için bazı önlemler alınabilir, ateş düşürücü ve ağrı kesiciler, ağız yaraları için gargara, ağız suları veya spreyler kullanılabilir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder