29 Aralık 2012 Cumartesi

Hastane çantası

Hazırlamak için biraz geç kaldığımın farkındayım ama sanki “hazırlamazsam gelmezmiş” gibi bir his var içimde, istemeden erteliyordum. 37. haftamız bitmek üzere, endişelerim, korkularım çok şiddetli… Doğumdan, sonrasından, değişecek hayatımızdan çok ama çok korkuyorum, arada ise her şeyi unutuyorum, inanılmaz bir merakla sabırsızlanıyorum. Hepsi normal, biliyorum ama yaşamama engel olmuyor. Ayhan’ın yaşadığı ise daha çok sabırsızlık, bir an önce gelsin istiyor.

Birçok yerde hastane çantası için de uzun uzun listeler var, ben annemden yardım almak istedim, ne de olsa Ece’den tecrübeli… Çoğu eşya için “gereksiz” dedi ama ben yine hepsinden vazgeçemedim, bir kısmı bana da anlamsız geldi ya da erken, bir kısmı ise hastanede olacağı için alınmadı. Dora’nın ihtiyaçlarını annemle hazırladık, sonra da benim ve Ayhan’ın eşyalarını toparladım, hazır sayılırız, bekliyoruz…

Doğum Çantası
Anne için
Hamilelik ve doğum takip ve doktor kontrollerinin bulunduğu dosya, son tahliller, kimlik.
Gerekecek telefon numaraları
Nakit para
2 adet önden açılan gecelik
1 adet sabahlık
1 adet pijama takımı
3-4 adet emzirme sütyeni
Tek kullanımlık iç çamaşırları
Deodorant, diş macunu ve fırçası, tarak, şampuan, sabun, ıslak temizleme mendilleri, nemlendirici vs
Toka ya da bant
Meme uçları için krem, göğüs kalkanı ve pedleri
Süt pompası
2 paket hijyenik kadın pedi
Kağıt peçete ve havlu
Eve dönerken giyilecek rahat kıyafetler
Kalın çoraplar
Kolay giyilebilen alçak topuklu, kaymayan bir çift terlik
Süt arttırıcı içecekler, atıştırmalıklar
Fotoğraf makinesi, şarj aletleri
Makyaj malzemeleri, küçük bir ayna
Anı defteri
Kirli torbası
Oda süslemeleri, hediyelikler, ikramlıklar
Baba için terlik, rahat giysi, kişisel malzemeler
Bebek için
2 tane body
2 tane tulum
2 tane başlık
3 çift çorap, 3 çift patik
3-4 tane ağız mendili
2 tane pijama altı
2 çift eldiven
2 takım kıyafet (zıbın takımı, pijama takımı, patiği, başlığı vs)
Çıkış için daha kalın giysi
Yelek ve hırka
Battaniye (penye, kalın…)
1 paket bebek bezi
Araba koltuğu/ana kucağı veya portbebe
Havlu, ıslak mendil
2 tane önlük
Bebe şampuanı, yağı, nemlendirici
Saç fırçası
Kirli çamaşır torbası
Bebek yatağı için çarşaf
Emzik ve kutusu
Biberon
Pişik kremi
Göbek bakımı için alkol solüsyonu

27 Aralık 2012 Perşembe

Normal mi, anormal mi?

 “Doğum şekline karar vermek?” bence bana düşen bir şey değil, hiçbir zaman da böyle düşünmedim. “Nasıl doğuracaksın?” diye soranlara sürekli henüz doktorumun karar vermediğini söylüyorum. Doğum şekline, hele ki zamanına karar vermeyi dehşetle karşılıyorum. Normal doğum yapabilmeyi çok isterim ama normal olacak diye de ısrarım yok, öyle bir saplantı içinde de değilim. Bunun bilmekle ilgisi de yok, benim kadar bilmeyen birçok kadın bebeğini nasıl ve ne zaman doğuracağına karar vermiş olabiliyor. Belki de bilmemekle ilgisi vardır.

Otuz beşinci haftayı bitirdik, elbette aklımda sürekli doğum var, normal doğarsa nasıl olur, sezaryen yapılırsa neler yaşarım diye düşünüyorum, keşkelerim de oluyor ama şimdilik bekliyorum. Yöntem konusunda ısrarcı olmayı kabul edemiyorum. Benim ve bebeğimin sağlığı için hangisi daha iyi olacaksa öyle doğacak elbette.

Pediatristler bebek için daha az risk taşıdığı için sezaryeni tercih ederler genelde. “Kıymetli bebek” diye bir kavram vardır, ileri yaşta ya da tedavi yöntemlerinin desteği ile hamile kalmış annelerin bebekleri için kullanılır. Yani bir başka bebeğe sahip olma ihtimalleri daha düşük annelerin bebekleri bir anlamda. İşte bu durum, yani “kıymetli bebek” sezaryen için bir endikasyon oluşturur. Pediatristler için bebekler kıymetli olduğundan genelde sezaryen tercih edilir. Kural değil elbette, tercih sadece. Ben çok net ve kararlı değilim bu konuda. Normal doğumda elbette bebek için avantajları olan bir yöntem ama annenin daha kolay toparlanmasını sağlaması en büyük avantajı. Benim hastalığımın olması da durumu etkiliyor tabi, stres altında kalmak MS ataklarını tetiklediğinden kadın doğum doktorumun yanında nöroloğumun fikri de önem kazanıyor. Kısa zaman içinde bir netlik sağlanacağını düşünüyorum ama henüz nasıl bir doğum yapacağımı bilmiyorum. Zaten önemli olan da kızımızın sağlıkla doğması değil mi?

Normal ve sezaryenle doğum

Doğal doğum, genel olarak mümkün olduğu kadar müdahale yapılmayan doğum anlamına geliyor. Gebeliğin normal sürecinde işlemesi ve doğumla tamamlanması yüzyıllardır devam eden bir süreç zaten, fizyolojik bir olay, hastalık olmadığı için tıbbi müdahalenin olması da gerekmiyor. Ancak günümüzde anneler doğuma eski doğallıkla hazırlanmıyor; çalışma şartları, fiziksel aktivitenin azlığı, sunulan medikal imkanlar, risk almak istememek ve planlı yaşamaya alışılmış hayatlar sezaryen oranlarında artışa sebep oluyor.

Tüm dünyada, ülkemizde olduğu gibi sezaryen oranları artmakta olduğundan günümüzde bu önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Aslında son yıllarda özellikle entelektüel düzeyi yüksek olan kadınlarda normal doğumla ilgili bir uyanış var gibi, son dönemde normal doğum moda oldu. Ünlülerin tercihlerinin bu yönde olması, popülerleşen doğuma hazırlık kurslarının varlığı da normal doğumun seçilmesini sağlıyor. Birçok platformda normal doğuma özendirilmeye, doktorlara bu konuda kotalar getirilmeye çalışılıyor. Tüm bunların sonucunda normal doğum on yıl öncesine göre daha popüler hale geldi ama tercihler ne kadar bilinçli yapılıyor, net değil. Önemli olan avantajları ve dezavantajları bilerek, doğru karar verebilmek.

Normal doğum; fizyolojik ve sağlıklı olan doğal süreçtir. Hormonlar ve annenin vücudu gerektiği gibi çalışır, bebek onun için en doğru zamanda ve hazırlanmış olarak dünyaya gelir, ilaç almamış olur. Anne doğum sonrası kısa sürede normal yaşantısına dönüp bebeğiyle ilgilenebilir. Kanama ve enfeksiyon riski daha azdır. Anne psikolojik olarak daha iyi hisseder, bebeğe daha kolay bağlanır, emzirme daha erken dönemde başlar. Bebekte solunum ve barsak problemleri ile alerjik hastalıklara daha az rastlanır. Bununla birlikte doğum sonrası perinede yırtık ya da kesiye (epizyotomi) bağlı ağrı ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi yan etkiler olabilir. Kaslarda gevşemeye bağlı idrar kaçırma ortaya çıkabilir. Doğumun uzaması ya da müdahale gerektirmesi sonucu bebekte oksijensiz kalma sonucu sekeller meydana gelebilir ki bu normal doğumun en korkutucu soncu olarak kabul edilebilir.
 
Sezaryen doğumun avantajı planlı bir doğum sağlamasıdır. Risk altındaki bebeklerin (prematüre, iri bebek, anomalili bebek, düşük tartılı bebek… vs.) doğum stresini yaşamadan dünyaya gelmesine olanak tanır. Ancak ciddi bir ameliyat olduğu için bir batın ameliyatının tüm risklerini taşır. Anesteziye bağlı komplikasyonlar, pıhtı oluşumu ve felç riski, organ yaralanmaları, daha fazla kan kaybı, yara yerinde enfeksiyon, ağrı ve yapışıklıklar olası risklerdir. Hastanede kalış süresi uzundur, annenin bebeği ile buluşması, ona bağlanması ve emzirme gecikir. Doğum sayısını sınırlar, ikinci hamilelikte dış gebelik, plasentanın yanlış yerleşimi, infertilite gibi durumların oranı artar.
 
Avantaj ve dezavantajlara bakıldığında planlı sezaryenin zamanlamanın planlanması dışında önemli bir avantajı görülmüyor. Ancak doğumda olası bir risk saptandığında ve tıbbi endikasyon ortaya çıktığında hayat kurtarıcı olacağı kesin. En mantıklı olan doğum süreci başladığında normal doğuma olanak tanımak, olası bir aksilikte sezaryen ihtimaline karşı yeterli tıbbi müdahaleye ve hekime ulaşabilir durumda olmak gibi görünüyor. Sezaryenin en kabul edilebilir olduğu durum, doğum süreci başladıktan sonra endikasyon ortaya çıkarsa yapılan şeklidir zaten.

23 Aralık 2012 Pazar

Bebek ihtiyaç listesi

Bu konu herkese göre başka doğrular barındırıyor. Tüm arkadaşlarım kendi tecrübelerine göre almamız gereken ya da gerekmeyen ürünler, markalar, modeller hakkında yorum yapıyor. Elbette her bebeğin kendi karakterine göre ihtiyaçları çeşitlilik gösterebilir. Bu nedenle ben de özellikle kesin olarak ihtiyacımız olacak şeyleri almaya çalıştım, belki kullanma yoğunluğumuz farklı olacak ama kızım geldiğinde bir süre alışveriş yapma imkanım olmayacağından hazırlık olmak zorundayız. Birçok yerde çeşitli ihtiyaç listeleri var yayınlanmış, mağazalarda kendi listelerini yapmış, hepsini göz önünde bulundurup, bilgilerimi ve tecrübelerimi de ekleyerek kendi listemi oluşturdum ben de. Henüz kullanılmadığı için benim kızım tarafından test edilmedi, temizlenip odasına yerleştirildi. Zamanı geldikçe işlevsellikleri de kontrol edilecek.
 
Giysiler

En az 2 adet hastane çıkış seti: Bu setler farklı sayıda parçadan oluşabiliyor ama genelinde tulum, body, zıbın, pijama takımı, eldiven, şapka ve önlük var. Bazılarında battaniye, havlu, ekstradan bodyler vs. olabiliyor. Ben iki tane takım aldım, birinde battaniye de var, biri Chicco, diğeri Mothercare. Ayrıca Mothercare’den aldığım düz beyaz bir yenidoğan seti de hastane çıkışı paketlerindeki her şeyi içeriyor.

Kısa/uzun kollu/kolsuz bodyler 4-5 adet; ben yenidoğan için ayrı, 0-3 ay için ayrı, 3-6 ay için ayrı, düz beyaz ya da renkli birkaç set aldım. İlk dönemde giysi alışverişi düşünmek istemiyorum. Hepsi yıkanıp ütülendi, dolaplara yerleşti.

Uzun kollu tulumlar 4-5 adet: Bu tulumların ayaklı olanları da var ayaksız olanları da. Ayaklı olanlar küçüldüğünde bebeğin hareketlerini engelleyebilme riski nedeniyle dikkatli kullanmak gerekiyor. Benim bebeğim kış bebeği olacağı için birkaç ayaklı yenidoğan set aldım. Ayaksız tulumlarım daha büyük (0-3 ya da 3-6 ay) boyda ve daha renkli, ayrıca birkaç kadife tulum da aldım.

Pijama takımı 2 adet: Alt-üst takımlar hem daha şıklar, hem de alt değiştirmek için daha kullanışlı.

Çorap ve patikler: Birkaç çift bulunması gerekiyor.

Şapka ve önlükler: Bebeklerin başı üşümeye karşı çok daha hassas olduğundan şapka önemli, hastane çıkış setlerinde vardı zaten, ak birkaç tane de ben aldım. Penye önlükler de setlerin içinde var, emzirirken ne kadar şart tartışılır, biberon kullanırken gerekli olabilir.

Yelek, hırka: Kış bebeği olacağı için birkaç tane penye aldım, yün çok uygun değil, tüyleri sorun yaratabilir.

Penye eldiven: Bu da tartışmalı bir konu, çok sık kullanılıyor, özellikle tırnaklarıyla yüzünü çizmemesi için, ama bebeğin dokunma duyusunun gelişmesi için dokuları hissetmesi gerektiğinden tırnaklarını daha sık kesmek ve dokunmasına izin vermek daha mantıklı diye düşünüyorum. Üşümesini engellemek için birkaç tane aldım ama kullanma sıklığı ne kadar yoğun olacak bakalım.

Mermerşahi bez: Farklı amaçlar için farklı büyüklüklerde, çok sayıda gerekiyor.

Battaniye: Penye en az 2 tane, polar örgü vs. gibi farklı kumaşlardan battaniyeler. Özellikle yatağına yatırıldığında delikli battaniyeler daha uygun, bebekler üzerindeki örtüyü başlarına çekebildiğinden boğulma riskini delikler sayesinde önleyebilir.

Mont, atkı, eldiven gibi şeyler tercih meselesi, benim bebeğim ocak doğumlu olacağından ve yenidoğan dönemi için çok kullanışlı olmadıklarından almadım, önümüzdeki kışa artık.

Zıbınlar da çok tartışmalı, göğüs bölgesini açıkta bıraktığından çok kullanışlı değil, çıt-çıtlı olan yeni modellerse aksine oldukça kullanışlı. H&M’den iki takım aldım, annem de çok sevdi. Bodyleri giydirmenin onun için zor olacağını düşünüyor.

Temizlik ve Bakım

Banyo küveti: Set halinde Mothercare de satılıyor. Bebeği yatırmak için file ya da sünger gibi farklı seçenekler var. File tercih ettim.

Islak mendiller: Yenidoğanın hassas cildi için hastalarıma hiç önermiyorum, su ve pamuk tercihim her zaman, acil durumlar için bulunmalı sadece. Uni baby çok tavsiye ediliyor ama ben Prima Premium Care öneriyorum, bebek bezi içinde aynı marka tek tercihim.

Şampuan, sabun, losyon, bebek yağı: Tecrübelerim SebaMed yönünde olduğu için tamamını bu markadan aldım. Tavsiye ettiğim tüm anneler memnun kalmıştı.

Fırça, tarak, tırnak bakım seti, diş fırçası, termometre: Mothercere’in çantalı seti hepsini içeriyor, ilk aldığım parçalardan biriydi. Hassas tırnakları için özel makas ve kağıt törpü bile var içinde. Banyo termometresi de oldukça işe yarar görünüyor.

Alt değiştirme örtüsü: Odası için süngerli, üzerinde boy ölçer olan bir ünite aldım, üzerine paketli tek kullanımlık örtüyü Dalin tercih ettim, diğer markalara göre boyutları daha büyüktü. Ayrıca çanta taşınabilmesi dışarıda kullanım için de avantajlı.

Burun aspiratörü: Burun temizliği benim hastalarımda da takıntılı olduğum bir konu, tüm yenidoğanlara, emme sıkıntısı çeken bebeklere ve üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren mutlaka serum fizyolojik ve aspiratör öneriyorum. Otri bebenin aspiratörü puar şeklinde olanlara göre daha kullanışlı. Şimdi yeni bir ürün keşfettim e-bebekte, Santebebe marka pilli bir aspiratör, denemedim tabi ama, kullanışlı duruyor.

Kulak çöpü: Kulağın içinin temizlenmesi uygun değil ama banyo sonrası dış temizlik için bir kutu Chicco marka aldım.

Vücut termometresi: Ateşin en doğru ölçüldüğü bölge timpanik membran olduğu için kulaktan ölçüm yapan modeller her zaman öncelikli tercihimdi. Braun marka çeşitli ürünler var ama filtre gerektiriyor, acil durumda evde filtre kalmaması gibi bir sıkıntı yaşamamak için Weewell marka filtresiz bir model seçtim.

Başlıklı havlu 2 adet: Mothercare banyo setinde havlu da vardı ayrıca teyzecik bize bornozlu, havlulu, terlikli çok şık bir set almış. Bornozunu ve terliklerini daha sonra kullanabileceğiz.

Beslenme

Biberon: Emzirmeyi düşünsem de sütü sağıp biberonla verme ihtimali her zaman plan dahilinde olduğu için Philips Avent marka bir elektrikli pompa ve yenidoğan biberon seti aldım. İçinde 4 biberon, bir emzik ve temizleme fırçası var. Biberonların kolik önleyici valf sistemine sahip olması ve BPA içermemesi tercih etmeme sebep oldu.

Sterilizatör: Evde çok fazla sayıda alet sevmediğim için Weewell’in aynı anda hem sterilizatör, hem kurutucu, hem biberon ısıtıcısı hem de buharda pişirici görevi gören modelini tercih ettim.

Emzik: Biberon setinin içindekinden başka almadım, zaten önermiyorum, bebeklerin memeyi reddetmesine ve çene yapısının bozulmasına neden olabileceğinden yoğun olarak kullanılmamalı.

Süt saklama poşeti: Yine Philips Avent’in süt saklama kaplarından aldım, poşetlere göre daha kullanışlı geldi, sterilize edilip tekrar kullanılabiliyor olması cazip geldi.

Emzirme minderi, örtüsü: Emzirme esnasında annenin ellerinin serbest kalmasını sağladığı ve bebeği desteklediği için kullanışlı olduğunu düşünüyorum. Bebefox marka aynı desende hem minder hem de emzirme örtüsü aldım. Minder annenin beline takılan, bebeğin üzerine yatırıldığı, ellerin serbest kalmasına yardımcı olan işlevsel bir parça, ayrıca bebek oturmaya başladığında sırtına destek olarak kullanılabiliyor.

Göğüs pedi ve göğüs ucu kremi: Pedler süt salgısından giysileri korumak için, krem de çatlak ve yara oluşumunu engelliyor, 32. haftadan sonra kullanmaya başlanması öneriliyor. Her ikisi için de Lansinoh tercih ettim, kremi aklıma geldikçe kullanıyorum, henüz sonucunu bilmiyorum ama önerdiğim anneler hep memnun kalmıştı. Bir de yine Philips Avent’in göğüs kalkanı var, sutyenin içine giyiliyor, tahrişi önlüyor ve gelen sütü biriktiriyor, bir tecrübem yok onunla ilgili ama okuduğum yorumlar sonucunda ondan da bir çift edindim. Ayrıca ihtiyaca göre göğüs ucu çıkarıcıları (önerdiğim annelerde işe yarıyordu), silikonlar, sıcak-soğuk kompresler var, duruma göre alınacak parçalar olduğundan ben almadım.

Anne sütü artırıcıları: Çeşitli bitkisel ürünler var bu amaçla kullanılan. Humana Stell Tea anneler önerdiğim ve iyi geri dönüşler aldığım bir üründü, granül şeklinde kullanılıyor. Milupa da poşet çay şeklinde bir çeşidini çıkarmış, onu da denemeyi planlıyorum. Ayrıca Promalt isimli alkolsüz malt içeceği ve Milkway marka Milkplus isimli bitkisel karışımlı bir içecek de yeni keşiflerim, soğuk içiliyorlar, tadlarını deneyip sevdiklerimi seçmeyi planlıyorum.

Mama: Genellikle önermesem de sezaryen doğumlarda ilk günlerde sütün gelmesi geciktiği için emzirme sonrası destek amacıyla kullanılabileceğini düşünerek bir kutu Milupa PreAptamil aldım.

Oda

Ayrı bir oda hazırlamak bir tercih tabi ki, ilk aylarda özellikle anne ile bebeğin aynı odada kalması daha avantajlı olsa da en geç 6. ayda bebeğin odasının ayrılması gelişimi için daha faydalı olacaktır. Odadaki mobilyaların ağaçtan yapılması sağlıklı bir tercih ancak boyanın su bazlı ve toksik olmaması şart. Bu şartları taşıyan mobilya üreten birkaç firma var, modeller daha sade fiyatları diğerlerine göre daha yüksek ama öncelikli tercih sebebi olduğundan biz o çok gösterişli, taşlı, süslü modellerden hep uzak durduk, ağaçtan üretilmiş, sade, beyaz bir takım tercih ettik, Stylewood marka. Sepet, beşik ya da portbebe 3 aydan sonra kullanılamayacağı için çok gerekli değil. Eğer anne yanında kalması tercih edilecekse park yataklar bu dönem için daha avantajlı, hem daha uzun süre kullanılabiliyor, hem de taşınabiliyor. Sallanabilme, müzik ya da oyun parkı olarak kullanılabilme gibi ek özelliklere de sahipler.

Uyku seti(baş ve kenar koruyucularıyla beraber 1 ya da 2 set): Annem Mothercare’den çok şirin kırmızılı bir set almış, nevresim takımı ve polar battaniyesi de var.

Nevresim takımı: Yedek nevresim takımımız da annemden ve yine Mothercere’den şirin bir pembe.

Mama sandalyesi, ana kucağı: Yine birden çok işlevi olan Kraft marka ana kucağını tercih ettik, ilk aylarda yatak odasında kullanmayı planlıyorum, sallanma ve müzik özelliği var, ayrıca ilerleyen dönemde yükseltilerek mama sandalyesi olarak kullanılabiliyor.

Bebefon: Birçok markanın çeşitli modelleri mevcut, babacık Weewell’in kameralı modelini beğendi ama bizim evimizi için bence çok gerekli değil, henüz almadık.

Dönence: Bebeklerin sakinleşmesine yardımcı olduğu için faydalı bir parça, Chicco’nun ışıklı, sesli bir modelini tercih ettik. Müziğin yararına çok inandığım için ben Joker’den bebekler için hazırlanmış bir Klasik Müzik CD seti ve sadece kızımın odasında kullanmak için Philips marka bir CD-Mp3 çalar aldım.

Bebek arabası, oto koltuğu: Her ikisine de ihtiyacımız olduğundan ve uyuyan bebeği oto koltuğundan bebek arabasına aktarmanın zor olacağını düşündüğümüzden travel sistem arabalar daha çekici geldi. Sağlamlığı, güvenli, dengeli ve hafif olması tercih kriterlerimizdi, Concord marka Neo model oto koltuğu ve bebek arabasını seçtik, ilk aylarda oto koltuğu arabaya monte edilerek kullanılabiliyor. Puset sevmediğim ve gerekli görmediğim için almadık.

Bebek taşıma askısı: Yakın temas ile taşımayı kolaylaştıran bir alet, özellikle ev için düşündüm aslında, Ayhan kesinlikle bayıldı, bakalım kim daha çok kullanacak. Sling olarak adlandırılıyor,çeşitli markalar var, ben daha güvenli geldiği için BabaSling marka kırmızı bir tane seçtim.
 
Oyuncak ve kitaplar: İlk 6 ay için seçenek sınırlı ama birkaç puset oyuncağı, yumuşak kitap, çıngırak, diş kaşıyıcı ve masal kitapları edindik. Bu konuyla daha çok annem ilgilendi aslında.

Oyun parkı, aktivite merkezi: İlk aylarda bebeğin zaman geçirdiği, gelişimini destekleyen aparatları ile kullanışlı bir oyun parkı tercih ettik, Tiny-Love marka, birçok markanın çok çeşitli modelleri mevcut.
 
Tartı: Ben bebeğimin takiplerini evde yapmayı planladığım için bir tane Arçelik bebek tartısı aldım.
 
Sağlık kutusu: Takip ve tedavilerini kendim yapacağım için ilk günlerde ihtiyacı olacak ecza malzemeleri de aldım. Serum fizyolojik damla, göbek bakımı için Babusol alkollü solüsyon, 15. gün başlanacak vitamin Multitabs damla, Zinco gaz damlası, Paranox ve Gliserin Kansuk suppozatuar...

http://drskaraca.blogspot.com/2013/04/tavsiye-ediyorum_26.html

20 Aralık 2012 Perşembe

Doğum fotoğrafçısı

Fotoğraf her zaman ilgimi çeken bir konu olmuştur. Yaşadığımız her olayda, elimde güzel fotoğraflar olmasına hep dikkat ettim. Bu konuda eğitim almak için de uğraştım ama özellikle konu “anılar” olunca kendi aldığım eğitim işe yaramıyor. Kızımın bebeklik fotoğraflarını kendim çekmeyi planlıyorum ama doğum için başka birine ihtiyacım var.

Düğünümüzde de benim için önemli bir ayrıntı olmuştu fotoğraf olayı, şimdi elimde hala çok beğenerek baktığım bir albüm var ama bunun için uğraştığımı hatırlıyorum. O dönemde dış mekanda çekim çok yapılan bir şey değildi, düğün mekanı da uzak olunca fotoğrafçıyı ikna etmek biraz zor olmuştu ama sonuçta kapalı stüdyo çekimi yerine fonda İstanbul Boğazının olduğu fotoğraflarımız çok güzeldi. Artık dış çekimler çok sık yapılıyor.

Doğum fotoğrafçılığı da ilk duyduğumda ilginç gelmişti, bu konuda geciktim tabi, epey yol alındı. Artık hamilelik çekimleri, doğum anı ve sonrası birçok fotoğrafçı tarafından çok iyi şekilde görüntüleniyor. Çok şık albümler, posterler oluşturuluyor. Bu konuyu atlamama imkan yoktu tabi ki. Benim olayı öğrenmeme sebep olan, sanırım da ülkemizde doğum fotoğrafçılığını başlatan kişi Şengül Pallı, ismi uzun zamandır aklımdaydı. Hemşirelik yaparken doğum fotoğrafçılığına geçmesi de artı bir güven vermişti bana. Geçen hafta gidip görüştüm, artık sektör çok geliştiği için kendine 6 kişilik bir ekip kurmuş, tüm doğumlara kendisi gitmiyormuş ama sonuçlar arasında ben çok fark görmedim. Zaten her doğumda 800-1000 fotoğraf çekiliyor, bunun en fazla 60-80 tanesi üzerinde çalışıldıktan sonra albüme konuluyormuş.

Planlı sezaryenlerde her şey daha kolay tabi, hastanede ön çekim bile yapılabiliyor ama normal doğumda yeterince zaman önceden haber vermek şart ve çekim doğumda başlıyor. Bizim doğum şeklimiz netleşmediği için sadece beklenen tarih için rezervasyon yaptırabildim. Paketine göre değişse de ortalama 1000-1500 lira civarında bir fiyatı var, albüm, hastane kapısı için poster ve çekilen tüm fotoğraflar veriliyor. Fotoğraf olayı beni hep heyecanlandırmıştır, gördüğüm albümler öylesine güzeldi ki bizimkini elime alabilmek için sabırsızlanıyorum.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Kordon kanı saklanması

Son dönemdeki çalışmalardan sonra kök hücre tedavileri önem kazanmaya başladı. Birçok hastalığın tedavisinde artık kök hücreler kullanılmaya çalışılıyor. Vücutta kök hücre bulunabilecek çeşitli dokular mevcut aslında. Başta kemik iliği olmak üzere çeşitli organlarda ve bu organların belirli doku bölgelerinde gerektiğinde kendini çoğaltabilen, kararlanabilen ve farklılaşabilen hücreler varlığını sürdürür. Deri, göz, kalp, böbrek, akciğer, gastrointestinal sistem, pankreas, karaciğer, yağ doku gibi erişkin dokulardan kök hücre izolasyonları gerçekleştirilmiştir. Ancak yeni çalışmalarda kök hücre kaynağı için bulunan bir diğer bölge kordon kanı. Kordon kanı kök hücreleri, diğer kök hücre kaynakları ile karşılaştırıldığında oldukça gençtirler ve saklandıklarında yaşlanma ve yıpranma süreçleri de durdurulmuş olur. Üreme hızları diğer kaynaklara göre daha fazladır. Kordon kanı nakli esnasında alıcı ile verici arasında tam bir doku uyumu (HLA) olmasa dahi, başarı oranı yüksektir. Bebekten toplanan kordon kanı sadece otolog değil, doku uyumu gerçekleştiği takdirde ailenin diğer fertleri için de kullanım alanına sahiptir. Bu özellik, aile bireyleri arasında kordon kanı nakli gerçekleştirilmesine de olanak sağlar. Saklanmış olan kordon kanı kök hücreleri, istenildiği takdirde herhangi bir işleme tabii tutulmadan ve hastalığın ilerlemesine fırsat vermeden kullanılabilir. Daha önceki eğitimimiz ve bu bilgileri birleştirip biraz da araştırınca bebeğimizin kordon kanını saklatmanın uygun olacağına karar verdik. Kullanılabildiği hastalık listesi oldukça uzun; çocukluk çağı lösemi ve lenfomaları, Thalessemi (Akdeniz anemisi), Aplastik anemiler (kemik iliğinde hücre üretiminin olmaması), Orak hücreli anemi (Sickle cell anemi), Amegakaryositik trombositopeni, Nöroblastoma, Tip I Diyabet, Serebral Palsi. Şimdilik 15 yıl kadar saklanabildiği biliniyor, çünkü başlayalı henüz bu kadar olmuş ama tahminler daha uzun süre saklanabileceği yönünde.
Kordon kanı alınması zor bir işlem değil, doğum olayını hiç etkilemiyor, normal doğumda ya da sezaryende alınabiliyor. Bebek doğduktan sonra, plasenta içinde kalan kan doktor tarafından alındığından bebeğe herhangi bir zararı da yok. Bunları zaten biliyorduk, kafamızı kurcalayan güvenilirliğiydi. Bu işlemi yapan birkaç firma var, yine uzun araştırmalar sonucunda Onkim’de karar kıldık, Sağlık Bakanlığı tarafından sertifikaların olan bir kurum. İlk görüşmeyi yaptıktan sonra 34. hafta’da kesin karar vermemizi istediler, bu arada birçok yerde de Onkim’in iyi çalıştığına tanık oldum. Oldukça profesyoneller, bizden sadece bilgilerimizi istediler, ertesi gün kitimiz eve geldi. Yapmamız gereken doğum şekli ve zamanı netleştiğinde haber vermek ve kitimizi hastaneye götürmek. Doktorumuzun aldığı kanı gelip hastaneden alacaklar, kullanılabilir olup olmadığını kontrol edip bir hafta sonra bize bilgi verecekler. Bu işlemin ücreti 1000 euro, saklamak için de her yıl 100 euro ödenecek.

İlerleyen dönemde kök hücre tedavilerin daha da ön plana çıkacağını düşünüyorum, bu nedenle böyle bir fırsatımız varken kullanmak gerekli bence. Umarım ne kızımız ne de bizim için hiç ihtiyacımız olmaz ama hazırlıklı olmakta fayda var.
 

12 Aralık 2012 Çarşamba

Emzirmek ya da emzirmemek

Uzmanlık eğitimi döneminde emzirme konusunda fikirlerim çok katıydı. Aldığım eğitimin de katkısıyla “sadece anne sütü” diye çok ısrarcıydım. Hatta doğumu bu döneme gelen Ardacık benim yüzümden, ilk günlerde annesinin sütü az geldiği için aç kaldı ve uykusuz geceler geçirdi. Onun biberondan ve emzikten uzak durması için elimden geleni yaptım. Bu nedenle kaşıkla beslenmeye hep alışkındı, ek gıdalara geçerken zorluk yaşamadı. İlk yıllarında ciddi bir hastalık geçirmedi, büyümesi ve gelişimi hep çok iyi oldu, persantilleri 90 üzerinde devam ediyor.


 
Zamanla tecrübelerim arttı, mama desteği alan Zeynep Cemre ve hiç anne sütü almayan Ege Deniz’in büyümesini takip ettim. Zeynep Cemre’nin çok ciddi olmasa da enfeksiyonları oldu, Ege Deniz çok rahat büyüdü, çok sakin bir bebekti ve gelişimi yaşıtlarına göre çok ileride gitti. Artık anne sütünün çok önemli olduğu konusunda fikrim değişmese esneklik kazandı. Tabi ki emzirmeyi planlıyorum, ya da en azından anne sütü vermeyi ama mama desteğine eskisi kadar agresif olarak karşı değilim. Aç olduğu için uykusuzluk çeken bir bebeğin huzursuz olacağını ve bununda zararlı olduğunu düşünüyorum. Emzirme fikri ilk aylar için hala ön planda ama daha sonrası için sağılmış anne sütünü biberonla vermeyi düşünüyorum. Hem anne için avantaj, hem de iki yaş civarında yaşanan, çevremden çok şiddetli olduğunu gördüğüm, “memeden kesme travmasını” yaşamak istemiyorum.

 
Erken dönemde planlarıma uygun alışveriş yaptım. Emzirme t-shirt ve sutyenleri zaten mecburi, ayrıca bir elektrikli pompa ve biberon seti aldım. Araştırmalarım sonunda Philips Avent serisini tercih ettim. Birçok pompa ve biberon modeli var piyasada, Philips hem kullanışlı hem de bana güvenilir geldi. Koliği önlemek için tasarlanmış, BPA içermeyen biberonlar tercih etmem için yeterliydi. Biberonla beslemeyi planlayan ve enfeksiyon fobisi olan biri olarak bir sterilizatör edinmem şart tabi ki, evde çok fazla sayıda alet sevmediğim için Weewell’in aynı anda hem sterilizatör, hem kurutucu, hem biberon ısıtıcısı hem de buharda pişirici görevi gören modelini tercih ettim. Yine Philips Avent’in süt saklama kaplarından aldım, poşetlere göre daha kullanışlı geldi, sterilize edilip tekrar kullanılabiliyor olması cazip geldi.


 
Emzirmeye yardımcı olacak başka ürünlerde var; örneğin göğüs pedi ve göğüs ucu kremi. Pedler süt salgısından giysileri korumak için, krem de çatlak ve yara oluşumunu engelliyor, 32. haftadan sonra kullanmaya başlanması öneriliyor. Her ikisi için de Lansinoh tercih ettim, kremi aklıma geldikçe kullanıyorum, henüz sonucunu bilmiyorum ama önerdiğim anneler hep memnun kalmıştı. Bir de yine Philips Avent’in göğüs kalkanı var, sutyenin içine giyiliyor, tahrişi önlüyor ve gelen sütü biriktiriyor, bir tecrübem yok onunla ilgili ama okuduğum yorumlar sonucunda ondan da bir çift edindim. Ayrıca ihtiyaca göre göğüs ucu çıkarıcıları (önerdiğim annelerde işe yarıyordu), silikonlar, sıcak-soğuk kompresler var, duruma göre alınacak parçalar olduğundan ben almadım.


 
Emzirmenin yorucu bir iş olduğunu Ece’den ve hastalardan gördüğüm için ve her türlü desteğin iyi fikir olduğunu düşünüyorum, bu yüzden bir de emzirme minderi aldım, annenin beline takılan, bebeğin üzerine yatırıldığı, ellerin serbest kalmasına yardımcı olan işlevsel bir parça, ayrıca bebek oturmaya başladığında sırtına destek olarak kullanılabiliyor. Bir de süt arttırıcı çaylardan almam gerekli, öyle tatlılara yüklenmemeliyim, zaten çok faydalı değil, malt içeceklerinin süt arttırıcı özelliği var, onlar denenebilir, Humana Steel Tee etkisini gördüğüm bitkisel bir çay, mutlaka edinilecek. Emzirmek benim için hep mesafeli durduğum bir aktiviteydi, belki de bu nedenle anne sütünü verebilmek için alternatif arayışına kayıyorum. Kendimi hazırlamaya çalışıyorum, belki tahmin ettiğimden daha fazla severim, arkadaşlarımın bağımlısı olduğunu görünce şaşırıyorum, ama olmazsa da 4-6 haftadan sonra pompayla yakın bir ilişki kurmayı planlıyorum. Bakalım kızım bu konuda ne düşünecek ya da neyi tercih edecek. Belki de her şeyi onun tercihleri belirleyecek…

 
Emzirme ve anne sütü
 
Emzirmek bir annenin bebeği için yapabileceği iyiliklerden biridir. Anne sütü bebeğin ilk aylarda büyüme ve gelişmesi için ihtiyaç duyacağı tüm besin öğelerini içerir. Ayrıca emzirme anne ile bebek arasında duygusal bağın kurulmasında önemli bir destektir. Bebek ve anne için birçok yararı vardır.
 
Her annenin sütü bebeği için özel bir içeriğe sahiptir ve ilk 6 ayda sağlıklı gelişimi için gereken her şeyi içerir. İçinde anneden bebeğe geçen antikorlar ve immun faktörler bulunur ki bu bebeğin enfeksiyonlara karşı dirençli olmasına yardım eder. Doğumdan sonra ilk günlerde gelen kolostrum adı verilen yoğun kıvamlı süt antikorlar açısından çok zengindir, yüksek protein içeriğine sahiptir ve bebeğin hassas sindirim sistemi için çok uygun yapıya sahiptir. Anne sütünün sindirimi kolaydır, anne sütü alan bebeklerde kabızlık ve karın ağrıları daha az görülür, enfeksiyöz ishale daha az rastlanır, orta kulak iltihaplanmaları daha seyrek oluşur.
 
Emzirme annenin bebeğine daha kolay alışmasını ve bağlanmasını sağlar, eşsiz bir duygusal tatmin meydana getirir. Uterusun çabuk toparlanmasına yardımcı olacak hormonların salgılanmasını artırır, kilo vermeyi kolaylaştırır. İlerleyen dönemde over, meme kanseri ve osteoporoz gelişme riskini azaltır. Ayrıca anne sütü bebek için en uygun besin olmakla birlikte hazır, steril ideal ısıda ve bedavadır.
 
Emzirmek ilk günlerde öğrenilmesi gereken bir aktivitedir. Güçsüz ve küçük bir bebekle birlikte bir uyum içinde yapabilmek başlarda anne için zorlayıcı bir süreçtir. Doğumdan önce ruhsal olarak emzirmeye hazır olmak önemlidir. Ayrıca teknik bilgiler açısından doğum öncesinde ve ilk günlerde emzirme uzmanından destek almak çok faydalı olabilir. İlk günlerde anneye yardımcı olacak aile bireyleri de önemlidir, anneye psikolojik destek ve fiziksel yardım sağlanması, emzirmek için zaman yaratılması gerekir.
 
Emzirme için öncelikle rahat bir ortam sağlanması şarttır, annenin rahat olması bebeği desteklemesi ve emzirmenin kalitesi için önemlidir. Annenin ellerini rahatça kullanabilmesi ve bebeği destekleyebilmesi için emzirme minderi yardımcı olabilir. Annenin kolu ile bebeğin boynu desteklenmeli, meme ucunun areola denilen koyu kısmının tamamının ağız içinde olması sağlanmalıdır. Sadece meme ucunun tutulması çatlak ve yara oluşumuna neden olabilir. Her iki meme 10-15 dakika kadar emzirilmelidir. İlk günlerde emzirmeler arasında geçen süre 3 saati geçmemeli, bebek uyumaya devam ediyorsa uyandırılarak emzirilmelidir. Meme ucu için özel olarak üretilmiş koruyucu kremler tahrişi önlemek için emzirme sonrası kullanılabilir, silinmesi gerekmediği için bir sonraki emzirmede sorun yaratmaz. Anne sütünü arttırıcı en önemli faktör annenin bol sıvı almasıdır. Süt yapacağı düşünülerek alınan yiyecekler ve tatlılar sadece ekstra kalori sağlar, annenin günde en az 2,5-3 litre sıvı alması yeterlidir, anne sütü arttırıcı bitkisel çaylar yardımcı olabilir. Ayrıca annenin stres altında ya da yorgun olması süt üretimini azaltacağında onu rahatlatmak önemlidir.
 
Anne sütünün sağılarak biberon ile verilmesi annenin zaman kazanmasını, aile bireylerinin bebeğin beslenmesine destek olmasını ve çalışan annelerin süt üretimin devam etmesini sağlar. Göğüs pompaları bu aşamada annenin işini oldukça kolaylaştırır. Manuel çalışan ya da elektrikli olan modelleri olan bu pompalar anne sütünün biberon içine ya da süt saklama kaplarına sağılarak saklanmasına yardımcı olur. Anne sütü oda sıcaklığında 4 saat, buzdolabımda 24 saat ve derin dondurucuda 3 ay muhafaza edilebilir. Soğutulmuş süt ılık su dolu kapta ısıtılarak bebeğe verilebilir.
 
İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebekler büyüme-gelişme, enfeksiyonlara ve alerjik hastalıklara direnç açısından daha avantajlıdır. 6. aydan sonra ek gıdalarla birlikte emzirmeye devam edilmelidir. Önerilen süre 24 ay anne sütü verilmesidir. İnek sütünün ilk yaşta verilmesi alerjik hastalıklar için risk oluşturduğundan önerilmemektedir. Anne sütü alamayan bebeklere anne sütüne uygun olarak üretilmiş formül mama verilmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki emzirmek bir annenin bebeği için yapabileceği iyiliklerden sadece birisidir ve sağlık sebepleri ya da başka nedenlerle emziremeyen annenin bebeği için yapabileceği birçok iyilik vardır, önemli olan bunu bir eksiklik olarak görmeyip bebeği için iyi şeyler yapmaya odaklanmaktır.

11 Aralık 2012 Salı

Mama sandalyesi

Bir çocuğun sofra kültürü olması çok önemli. Ne yazık ki çevremizdeki çocuklarda bu pek yerleşmedi, genelde önce çocuğu besleyip daha sonra rahatça yemek yiyebilmek istendiği için çocuklarda masada oturma alışkanlığı oluşmuyor. Bunun sıkıntısını en çok dışarıda yemek istediğimizde yaşıyoruz, çocuklar hemen masadan kalkmak ve etrafta dolaşmak istiyorlar. Anne ya da baba da onun peşinde olunca yemekten pek bir şey anlaşılmıyor tabi.
Çocuğun sofra kültürü olması için daha çok küçük yaşlarda, hatta 2 ay civarında, yemek sırasında masaya yakın tutulması, ortamı gözlemlemesinin sağlanması önemli bir faktör aslında. Ek gıdaya geçildiğinde aile ile birlikte sofrada olması, eline çatal-kaşık verilip kendi başına yemeye çalışması desteklenmeli. Bu şekilde doymasa da bir alışkanlık kazanması açısından faydalı olacağını düşünüyorum. Bu durum bizim için çok önemli bir hal aldı, takıntı haline getirdik, “masada oturabilen” bir çocuk yetiştirmek istiyoruz, bakalım becerebilecek miyiz?

Evde yer kaplayan çok sayıda aleti istemediğim için tercihim her seferinde birden fazla işlevi olan parçalar yönünde oldu. Mama sandalyemizi de bu yönde seçtik, daha doğrusu Ece, Arda için kullandığı ve çok memnun kaldığı Kraft’ın önce ana kucağı olarak kullanılan daha sonra mama sandalyesine dönüşebilen modelini bize hediye etti. Yatak odası için beşik almadık, bu ana kucağını kullanacağız, müzik ve sallanma sistemi de olduğu için yardımcı olacak gibi duruyor, Arda üzerinde uyudu 3-4 ay boyunca, ayrıca tekerlikli olduğu için yer değiştirmesi de zor olmayacak. Birkaç ay içinde de masaya yaklaştırmayı planlıyorum, hem alıştığı sandalye olduğu içi rahat edeceğini düşünüyorum, hem de bizim için kolay olacak. Önceden bu tür planlar yapmak bizi yanıltabilir de ama bakalım, benim gibi bir plan delisi için bundan başka seçenek yok ki…


 

Bebek arabası seçmek

İhtiyaç listesindeki maddelerin sonu bir türlü gelmiyor. Önce büyük parçaları tamamlamak istedik, neyse ki hediye almaya meraklı ailemiz var da biraz daha kolay oluyor. Bebek arabası bizim için hep çok önemliydi, daha hamile kalmadan modelleri incelemeye başlamıştık. Gezmeye meraklı bir çift olmamızdan kaynaklanıyor sanırım biraz da bu durum. O kadar çok seçenek var ki, bebek dergileri, mağazalar çeşitlerle dolup taşıyor. Öncelikle üç büyük gruba ayrılıyor, klasik sadece bebek arabası olan modeller, travel setler ve baston denilen kolay taşınır basit arabalar…

Bebek arabaları genelde doğumdan itibaren kullanılıyor, basit modeller, oto koltuğundan bebeği arabaya geçirmenin sıkıntılı olacağını düşündüğümüzden bize çekici gelmedi. Travel setler çok parçadan oluşuyor, puset ve oto koltuğuyla birlikte satılıyor, bu pusetler ve oto koltukları arabaya monte edilebiliyor, dolayısıyla ayrıca oto koltuğu gerekmiyor ve bebeği arabadan indirmek daha kolay oluyor. Baston denilen modeller ise daha büyük yaşlar için uygun, hafif, katlanınca baston şeklini alıyor ve kolay taşınabiliyor.

Biz yine uzun araştırmalar sonucunda, Concord marka bir travel seti tercih ettik, puset sevmediğim için oto koltuğu ve bebek arabası içeriyor. Kriterlerimiz sağlamlık ve güvenlikle birlikte, hafif ve devrilme riski düşük olmasıydı, ayrıca şık olmasını da istedik tabi ki. Yine satıcı etkisinde kalarak bu modeli tercih ettik, bize çok övdü, uçak yapan adamların en iyisini yapacağını iddia etti, biz de inandık ama tabi hemen almadık, 2 ay kadar araştırma sürecinden geçti. Bu hafta eve geldi, kocacıkla paketini bir hevesle açıp kurduk, şimdilik evde alıştırma turları atıyor, çok komik bir hali var, kızım gelse de beraber gezebilsek…

7 Aralık 2012 Cuma

Bebek odası hazırlamak

Aslında zorunluluk değil, hatta “doğal ebeveynlik” akımında varlığı bile tartışılır ancak günümüzde hemen kullanılmasa da yapılan bir hazırlık; bebek odası… Ben ilk haftalarda anne yanında kalmasını desteklesem de en geç 6. ayında bebeğin ayrı bir odada uyuması gerektiğini düşünüyorum, her zaman da böyle uygulamayı planladım. Şartlar uygunsa bir tercih meselesi tabi, olması zorunluluk değil… Eğer evde bebek için ayrılabilecek bir oda varsa kolay, yoksa şartları zorlamak gerekebiliyor. Bizim daha önce yaşadığımız evlerde, Silifke hariç, böyle bir odamız olmadı, kendimize giysi odası, çalışma odası, yemek odası yaptık ama bebek için bir oda ayırmadık hiç birinde… Yeni evimizi hazırlarken bebek planlarımız başladığı için bir odayı boş bırakmıştık. Neyse ki çok uzun süre beklememiz gerekmedi, hatta o da bizimle birlikte geldi yeni evimize. Bizim gibi oda önceden planlanmışsa sadece eşyaları seçmek gerekiyor. O da eğlenceli bölüm zaten…
 
Bebek odalarının ideal olarak 12-15 metrekare genişliğinde olması gerekiyor, en az bir penceresi bulunması önemli ayrıca. Aydınlık, güneş alan iyi havalanan bir oda tercih sebebi elbette. Duvar boyası için bebek odaları için hazırlanmış, su bazlı, kokusuz, toksik olmayan boyalar tercih edilmeli, pastel renkler doğru bir seçim olabilir. Zemin için ideal materyal ahşap, yani laminant parke; halı kaplama alerjik bebekler için sıkıntı yaratabileceği için uygun değil. Işık yeterli düzeyde, sarı ya da beyaz renkli olmalı, ayar düğmesi tercih sebebi, gece lambası kullanılabilir.
 
Mobilyaların ağaçtan yapılması sağlıklı bir tercih ancak boyanın su bazlı ve toksik olmaması şart. Bu şartları taşıyan mobilya üreten birkaç firma var, modeller daha sade fiyatları diğerlerine göre daha yüksek ama öncelikli tercih sebebi olduğundan biz o çok gösterişli, taşlı, süslü modellerden hep uzak durduk, ağaçtan üretilmiş, sade, beyaz bir takım tercih ettik. Mobilyaların kullanılacağı süre göz önünde bulundurularak model seçilmeli, sivri çıkıntıları olmamalı. Karyola, dolap, şifonyer, komidin, sandık, raflar arasından ihtiyaca göre tercih yapılabilir. Sepet, beşik ya da portbebe 3 aydan sonra kullanılamayacağı için çok gerekli değil. Eğer anne yanında kalması tercih edilecekse park yataklar bu dönem için daha avantajlı, hem daha uzun süre kullanılabiliyor, hem de taşınabiliyor. Sallanabilme, müzik ya da oyun parkı olarak kullanılabilme gibi ek özelliklere de sahipler.
 
Odanın bence en önemli mobilyası bebek karyolası. 70x130cm ölçülerinde beşik ya da 80x180cm ölçülerinde, üzerindeki şifonyer kaldırılarak daha sonra genç yatağına dönüşebilen modeller mevcut. Ben standart beşiği tercih ettim çünkü genç yatağına dönüşebilenlerin boyu uzamasına rağmen genişlik artmadığı için yeterince konforlu olmuyor ayrıca bu modellerde yatağın altında bulunan çekmeceler nedeniyle yatak tabanın çocuk büyüdükçe aşağıya indirme şansı bulunmadığından parmaklık yüksekliği yeterli gelmeyip düşmeye neden olabiliyor. Bana parmaklıkların istendiğinde alçaltılabildiği ve yatak tabanının iki kademede aşağı indirilebildiği modeller uygun geldi. Parmaklık asansörünün çift taraflı emniyetli olması ve çocuğun parmağını sıkıştırmasına izin vermeyecek şekilde tasarlanmış olması da güvenlik açından önemli. Parmaklıklar arasındaki boşluklar 2,5-6cm arasında olması da bebeğin kolu ve ya bacağının sıkışmaması ve dışarı sarkmaması için olabilecek ideal ölçüler. Bebek yatağı orta sert, ortopedik özellikte ve 18cm’den yüksek olmamalı. Lastikli çarşaflar tercih edilebilir, hem daha kullanışlı hem de gergin duracağı için oluşabilecek ufak bir katlantının bile henüz dönemeyen bebeğin rahatsız etmesi engellenmiş olur. Yatağın temiz kalması için çarşafın altına yatak koruyucu kullanmak gerekli olabilir. İlk bir yılda yastık kullanılmamalı, ayrıca beşiğin içinde hava dolaşımını engelleyecek örtüler, oyuncaklar bulunmamalıdır. Karyolaya monte edilebilen renkli, ışıklı dönenceler bebeğin dikkatini çekebilir. Kalın yorganlar yerine delikli battaniyeler tercih edilmeli, bebekler örtüleri başlarına çekebilir, bu durumda nefes alması engellenmemiş olur, ayrıca aynı nedenle bebek yatağın içine ayakları karyolanın ucuna temas edecek şekilde yatırılmalıdır.
 
Dolap alırken güvenlik açısından parmaklarının kapaklarına sıkışmayacağı şeklide tasarlanmış, içine girerse hava alabileceği, camlı bölmeleri varsa kırılmaz cam kullanılan yeterli büyüklükte modeller tercih edilebilir. Şifonyer ilk aylarda alt değiştirme yatağı ile kullanılabilir, çekmeceleri de küçük eşyaları için oldukça kullanışlı olacaktır. Küçükken oyuncak dolabı daha sonra kitaplık olarak kullanılabilecek raflı bir dolapta oldukça yararlı bir tercih, ben özellikle istedim, şimdiden kitaplarını koyacak yere ihtiyacım var aslında. Oyuncakları düzenlemek için bir sepet ya da sandık da kullanılabilir. Odanın büyüklüğü uygunsa anneye emzirme için bir koltuk oldukça işe yarayacaktır, ben çok konforlu bir sallanan sandalye seçtim, önümüzdeki bir yılın büyük bölümünü üzerinde geçireceğimi düşünüyorum.
 
Kolay temizlenebilen, hafif halı ve perdeler tercih edilebilir. Ben perde sevmediğim için ahşap jaluzi aldım, şık görünüyor ve ışığı ayarlayabilmek açısından oldukça kullanışlı ayrıca temizlemesi kolay ve alerji riskini engelliyor, sarkan iplerin risk yaratmaması için jaluzi ipi toplayan bir aparat kullanmayı planlıyorum.
 
Mobilyalar dışında odada termometre ve saat olması gerekli, nem ölçen bir cihaz da faydalı olabilir. Ben müziğin önemli olduğunu düşündüğüm için bir de CD ve MP3 çalar aldım odasına, kızımın klasik müzik dinlemeye devam etmesini planlıyorum.
 
Mobilyaların seçimi önceden hazırlık yapıldığında birkaç günlük bir süreç ama teslim edilmesi bir aya yakın bir zaman gerektirdiğinden ve dolaplar gelmeden alınan diğer eşyaların kapladığı alanın artması evde sıkıntı yaratmaya başladığından zamanlamanın iyi yapılması oldukça önemli. Bizim mobilyalarımız bu hafta geldi, önce derinlemesine bir temizlik yaptıktan sonra annemle aylardır aldığımız giysilerin yıkanma, ütülenme ve yerleşme süreci başladı. O minik şirin şeyleri çığlıklar atarak düzenliyoruz, yorucu ama çok zevkli. Ayhan da akşam gelince önce kızımın odasına gidiyor, yerine asılan giysileri sevip okşuyor, kendimize küçük mutluluklar yaratıyoruz…
 


3 Aralık 2012 Pazartesi

Hamile giysileri




Gebeliğimin ilk aylarında çok fazla tartı almadığım için uzun süre eski giysilerimi giymeye devam edebildim. Biraz göbeğim çıkmaya başladığında göğüs altından bollaşan kısa elbiselerimi tightlarla birlikte tunik gibi giydim. Yaz böyle geçtikten sonra sonbaharda artık eski giysilerim yetmemeye başladı, kızımla birlikte kendim için alışveriş yapmam gerekti. Evde olduğum için her gün farklı giysilere ya da çok şık şeylere ihtiyacım olmadı. Daha rahat, spor giysiler bana yetti.




Birkaç yıl öncesine kadar hamileler için giysi bulmak çok zordu. Bu bile hamilelikten uzak durmak için bir sebepti adeta. Genelde bol elbiseler ya da salopetler görebiliyordum hamilelerin üzerinde, bu nedenle “kesinlikle salopet giymem” diyordum, çok iri ve kilolu görünmeye sebep oluyordu. Bir de kadınlar göbeklerini saklamayı tercih ediyorlardı genelde, bense dar giysiler giydim, göbeğimi sergiledim hep.

 
Kısa bir süre giyebileceğim için çok fazla masraf yapmak istemedim hamile giysilerine. Bir çok marka var artık hamile koleksiyonu yapan; GeBe oldukça şık şeyler sunuyor ama fiyatları çok hesaplı değil, Ebru Maternity annemin keşfi, bana hoş bir tunik almıştı. Mom to be klasik ve güzel, Mothercare’in anne giysileri de fena değil, LCW her zamanki gibi hesaplı ama o esprili, baskılı t-shirtler bana sıkıcı geldi artık, giymek istemedim, pantolonları da hep kısa gelir zaten. H&M’nin evimize yürüme mesafesindeki alışveriş merkezinde şube açması hayat kurtarıcı oldu benim açımdan. Hem fiyatlar uygun, hem rahat, hem de eski tarzımı değiştirmem gerekmedi. Öyle zorlama sevimli renkler, bebek baskıları da yoktu hamile giysilerinde. Rahatça eskiden giydiğim gibi siyah, beyaz, gri, bej tonlarında, giyebildim. İki jeans pantolon ve 3 tight üzerine yazın rahat t-shirtler, sonbaharda tunikler kolay şıklık için yeterli geldi. Aldığım birkaç t-shirt ve bir elbise doğumdan sonra da kullanabilmek için emzirmeye yardımcı olacak şekilde tasarlanmış yaka kısmına sahip ve çok kullanışlı. Şık ofis giysilerinde gözüm kaldı ama evde hiç ihtiyacım olmadı. Artık çok fazla zaman kalmadı, bu bir ayı ve belki doğumdan sonraki dönemi aldıklarımla rahatça geçirebilirim gibi görünüyor. Şu aralar alışveriş için favorim kızımın dolabı…