12 Ocak 2013 Cumartesi

Üç kişiyiz…

Hayatımıza bir melek girdi…
3140 gr ağırlığında, 48 cm boyunda pamuk şeker gibi bir kız, Dora. Çok karlı bir günde geldi, İstanbul onun gibi bembeyazdı. Hayatımız değişti, dünya onun etrafında dönüyor, gözüm sadece onu görüyor. Şimdilik iyi huylu, huzurlu bir bebek olmasını istiyorum, ben de olabildiğince sakin olmaya çalışıyorum.

7 Ocak 2013… Sabah çok erkenden kalkıyoruz, heyecanlıyız ama birbirimize çaktırmamaya çalışıyoruz. İki kişilik son sabahımız evde. Yavaş yavaş hazırlanıp evden çıkıyoruz, hava henüz aydınlanıyor, lapa lapa kar yağıyor, çok soğuk değil, serin. Kısa sürede hastanedeyiz, annemle babam da bizden önce gelmiş. 812 numaralı odaya çıkıyoruz, kocaman camlı pencereleri olan bir oda, karla birlikte güzel bir İstanbul manzarası. Yerleşiyoruz, annem hazırladığı hatıralıkları, kurabiyeleri, şekerleri ve tabi ki lohusa şerbetlerini yerleştiriyor ama aslında oyalanmaya çalışıyor, endişeli olduğu her halinden belli, arada gözleri doluyor. Ayhan’ın anne babası ve Nagehan da yanımızdalar, herkeste endişeli bir mutluluk hali. Ben de endişeliyim, ameliyattan çok bebeğimin iyi olup olmadığını merak ediyorum. Ayhan hem benim için hem kızı için endişeleniyor. Kordon kanı laboratuvarından Erdem bey görevini yapmaya çalışıyor, doğum fotoğrafçımız NST’den çıktıktan sonra giyinmemi isteyen hemşirelerden birkaç poz için izin koparma peşinde… Son hamile fotoğraflarımı çektirdikten sonra giyiniyorum, yatağa uzanıyorum ve ameliyathaneye iniyoruz, Ayhan hep yanımdaydı, bir ara giyinmek için kayboldu, bu sırada beni masaya yerleştirdiler, spinal anestezi yapıldı, anestezistimin eli çok iyiydi, ciddi bir ağrı yaşamadım. Önce bacaklarımda bir elektriklenme hissettim, sonra tamamen hissizlik. Bacaklarımı oynatamamak başta ürkütücü geldi, sonra alıştım. Beni boyayıp örttüler, bu arada Ayhan ve fotoğrafçımız ameliyathaneye geldi, yanımda olması o kadar iyi geldi ki bana, güvende hissettim. İzleyemedi ameliyatı, merak bile etmedi zaten, benim başımda durdu, yüzümü okşadı sadece. Bir ara o tanıdık yanık kokusunu duydum da başladıklarını öyle anladım, koter çalışıyordu, hiçbir şey hissetmedim. Çok sık sezaryen izlediğim için görüntülerle birlikte kokular ve sesler de hafızama işlemiş, çok kısa bir süre sonra aspiratörün sesini duyunca saniyeler içinde çıkacağını hissettiğimden inanılmaz bir heyecan kapladı içimi. O an dışında her şey beklediğim gibiydi ama o aspiratör sesi beni alt üst etti, nefesim kesildi, gözlerim yaşardı, Ayhan’a “geliyor” diyebildim ama duydu mu bilmiyorum. Az sonra sesini duydum, güçlü bir çığlıkla doğdu, benim içimdeki ise rahatlamaydı en çok. Sağ tarafımda o pembe minik bedeni görünce önce her zaman ki sezaryenlerdeki bebekler gibi geldi ama getirip yanağıma dokundurduklarında onun “başka” olduğunu hissettim, o “benim”di, “bizim”di… Ayhan bir süre konuşmadı, sonra da “çok güzel” diyebildi. Emzirmem için tuttuklarında hazırlıksız yakalandım, çok kabul edebilirim gibi gelmiyordu ama boşlukta gibiydim zaten, onu da becerdim…
Yüzümde salak bir gülümsemeyle çıktım ameliyathaneden, annemler endişeyle yanıma koştular ama gülümsediğimi görünce rahatladılar. Kızım yanıma gelince her şey durdu, aylardır içimdeki kıpırtı mıydı bu, ne kadar da büyümüştü, şimdi yanımdaydı ve benim bebeğimdi, ben anne olmuştum. İnanılmaz bir duygu, mucize gibi, algılamak bile o kadar zor ki. Ayhan’la sürekli birbirimize “çok güzel” diye söyleyip duruyoruz, gerçekten güzel, bizim için dünya güzeli… Minicik, nasıl da güzel kokuyor, koklamaya doyamıyorum, öpüyorum, öpüyorum. Burnu, kulakları Ayhan’a, kaşları, çenesi bana benziyor sanki, ne müthiş bir karma bu, ne harika bir şey… Çok seviyorum, Ayhan’ı da daha çok seviyorum. Huzur, dinginlik, rahatlama, tarif etmek zor ama sonrasında bulutların üzerinde geziyorum. 
Pansumanlar, bakımlar, ziyaretçiler… Hepsi çok bulanık, sadece kızımı hatırlıyorum, emmeye çalışan o minik ağzını, uyurken bana gülümseyen güzel dudaklarını, zorlukla açmaya çalıştığı gözlerini ve kokusunu… Herkes gidiyor, akşam baş başa kalıyoruz, annem ne kadar kalmak istese de Ayhan asla kabul etmiyor, iki sevgili ve kızımız, ilk gecemizi üçümüz birlikte geçiriyoruz. Aşık olduğum adam ve dünyalar güzeli bebeğim, zaten başka bir şey düşünemiyorum, hep böyle kalalım istiyorum. Her şeyini biz yapalım, onu sonuna kadar yaşayalım. Huysuzlandığı oluyor ama idare ediyoruz, açlığı tolere ediyor, altının kirlenmesine asla dayanamıyor, fark ediyoruz.

Artık evimizdeyiz, biraz daha birbirimize alıştık sayılır, kolay değil, zorlukları çok ama muhteşem. Ağrılarım azaldı, gündüz annem yardıma geliyor, onun dışında her şeyiyle kendim ilgilenmeye çalışıyorum, uykusuz kalmak zaten bildiğimiz bir şey, göze alınıyor. Ayhan evde olduğunda çok ilgileniyor, zaten eve uçarak geliyor. Artık dünyamın merkezinde Dora var, eskisinden çok farklı bir hayatım olacak biliyorum, tüm güzellikleriyle o hayatı bekliyorum…

4 yorum:

  1. Çok ama çok gzl yazmışsın canım bende 5,5 haftalık hamıleyım ve cok heycanlıyım, ilk bebeğimiz olcak allah saglıklı bir ömür versin kızına...darısı başıma ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, seni de tebrik ederim, çok güzel bir süreç var önünde keyfini çıkarmaya bak, umarım sağlıkla alırsın bebeğini kucağına...

      Sil
  2. Harika bir paylaşım olmuş. ağlayarak okudum. 24 haftalık kızımız. umarım böyle güzel bir doğum hikayemiz olur.. Maşallah size...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, ne kadar tatlısınız. Umarım sağlıkla alırsınız kızınızı kucağınıza. Sevgiler...

      Sil