15 Mart 2013 Cuma

Anne sütü

Anne sütü ve emzirme ile ilişkim işim gereği çok öncelere dayanıyor, bu kavramlarla tanışmam bir çok kadın gibi gebelik ya da doğumdan sonra olmadı. Bir çok anneye emzirme eğitimi verdim, bebeklerini beslemelerine yardımcı oldum, teorikte nasıl emzirileceğini çok iyi biliyorum. Bebeğimi kucağım aldığımda ise elbette hemen emmedi, uğraşmak gerekti. Fark ettim ki sorun emzirmesine yardım etmeye çalıştığım annelerin yapamaması değil, yeni doğan bebeğe yardımcı olmak gerekiyor. Buna rağmen emzirmeme yardım etmeye çalışan, bana ne yapmam gerektiğini söyleyen arkadaşlarıma, hatta fotoğrafçıma bile ses çıkarmadım, belki Dora’ya yardımları olur diye…
 

İlk iki gün süt hiç gelmedi. “Hiç” olduğuna eminim, pompayla kontrol ettim, damlamadı bile. İlk gece Dora çok huzursuz oldu, ikinci gününde 190 gram tartı kaybettiğini görünce mama vermeye başladım. Oysaki yıllarca ilk altı ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğini, doğru emzirilirse her annenin sütünün bebeğine yeteceğini söyledim durdum. Teorik olarak böyleydi ama pratikte hiç öyle olmadı. Bundan sonra sanırım daha esnek olacağım. Geçen gün internette bir videoda Hayri beyin anne sütüyle ilgili yaptığı yorumları izlerken en az benim eskiden olduğum kadar katı olduğunu gördüm, onun benim öğrendiğim şekilde öğrenme imkanı da olmayacak. Üçüncü günün akşamı pompayla 30 cc kadar süt çıkartabildim. Bu arada Dora emmeye çalışıyor ama ya tutamıyor ya da kısa sürede yoruluyordu. Takviye mama da verdiğim için emmeye çok çaba harcamıyordu. Ben de o emdikten sonra kalanı pompayla sağıp biberonla vermeye çalıştım.

Dora’nın anne sütü almasını çok istedim. O güçsüz emip bir de mama alınca sütümün azalacağını bildiğim için sağmaya devam ettim. Beşinci günden sonra süt arttı, Dora sadece anne sütü almaya başladı. Garantici ve kontrol delisi olduğum için içtiği miktarı bilmek istiyordum, pompa ve biberon bunun için çok yardımcı oldu. Bir aydan sonra çıkan süt azalmaya başladı, yeniden mama takviyesine geçtim. En azından alması gereken ve aldığı miktarı biliyordum ve bir daha tartısı hiç geri kalmadı. Dönemsel olarak süt azaldı ya da arttı, yorgunluk ve uykusuzluk azalmasındaki en önemli etkenler oldu. Bununla orantılı olarak mama aldı. Hala da böyle devam ediyor, sadece anne sütüyle beslenen %3’lük grubun içine giremedik ama alabileceğinin en fazlası anne sütünü almaya devam ediyor. Artık güçlendi, daha iyi emiyor ama yine de kalan için pompa kullanıyorum.

Pompayla süt sağmak emzirmeye göre çok zor bir iş. Saatlerini mutlaka takip etmek gerekiyor. Aletlerin temiz ve steril olması şart, sterilizatör gün içinde çok defa çalışıyor. Uzun sürüyor, gün içinde saatlerimi alıyor ve çok sıkıcı bir işlem. Her defasında ayrı kaba sağıp vereceğim zaman ayrı ayrı ısıtıyorum ki ne kadar süredir beklediğine emin olabileyim. Pompamdan memnunun Philips Avent’in elektrikli modelini kullanıyorum. Manuel pompaya güç yetmez bence zaten. Kullandığım dönemde de bir mağazada diğer markalar sergileniyorken karşılaştırma şansım oldu, küçük oluşu, uzun borularının olmayışı, kullanırken tek parça hali, silikon masaj yastıkları en önemli avantajları. Her ne kadar artık çok sıkılmış olsam da kızımın anne sütü alabilmesi için ona bir süre daha ihtiyacım var.

Anne sütü ve emzirme

Anne sütünün bebek için en sağlıklı besin olduğunu biliyoruz. Günümüzde yeni doğan bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi öneriliyor. Anne sütü ile beslemek sağlıklı ve kolaydır, ısıtma, soğutma, depolama, sterilizasyon işlemlerine, biberon, emzik vb. aracılara ve temiz su kaynağına bağımlı olmadan uygun koşullarda gereksinim duyulduğu anı beklemektedir. Mikrop üremez, bozulmaz, hastalık kaynağı olmaz. Anne sütü özel yapıda, sindirimi kolay ve enfeksiyondan koruyucu nitelikleri zengin bir protein içeriğine sahiptir. Anne sütünde protein ve minerallerin inek sütüne göre daha az olması, sindirim ve böbrekler açısından bebeğin yüklenmesini önler. Anne üstündeki demir, çinko gibi minerallerin emilimi, inek sütüne göre çok daha fazladır, sindirimi kolay doymamış yağ asitlerinin oranı yüksektir. Beyin ve sinir sistemi için şart olan temel ve zorunlu yağ asitleri ise inek sütüne göre çok daha fazla orandadır.

Anne sütü her bebek ve her dönem için özeldir. Prematürelerde ve hayatın ilk günlerinde farklı yapıda bir anne sütü oluşur. İlk bir hafta "kolostrum" adlı süt gelir ve bebeği besleyici ve enfeksiyondan koruyucu özellikleri ön plandadır. İkinci hafta bunu protein içeriği azalırken, laktoz, yağ ve toplam kalori içeriği artan "geçiş sütü" izler. Daha sonraki dönemlerdeki olgun anne sütü de emzirmenin başlangıcında karbonhidrattan, sonunda yağdan zengin olarak gelir.

Anne sütü ile beslenen bebeklerde enfeksiyon hastalıkları daha az görülmekte, beyin gelişimi daha iyi olmakta, allerjik hastalıklar, ishal ve solunum yolu hastalıkları ve hatta ileri yaşlarda ateroskleroz, kanser ve multipl skleroz gibi hastalıklar daha az bildirilmektedir. Emziren annelerde ise meme kanseri, yumurtalık kanseri, osteoporoz ve kansızlık daha az görülmektedir.

İlk saatlerden itibaren bebeğin istekle, uygun koşullarda ve doğru teknikle emzirilmesi anne sütü ile bebeğin beslenebilmesi için en önemli koşuldur. Emzirme sırasında salgılanan oksitosin ve prolaktin hormonları memedeki sütün boşalmasını sağlar ve yeni süt yapımını uyarır.

Başarılı bir emzirme için her şeyden önce doğru pozisyon alma gereklidir. Anne rahat bir koltukta, sırtı dik olarak oturmalıdır. Bebek yüzü ve gövdesi aynı doğrultuda ve anneye dönük, başı gövdeye göre yüksekte olacak şekilde anne tarafından kucaklanmalıdır. Bebeğin başı, annenin emzirilen göğsünün tarafındaki kolu dirsekten bükülerek, dirsek kıvrımının hemen önüne yerleştirilmelidir. Bebeğin başına bastırılmamalıdır. Anne kolunun altı gereğinde bir yastık ile desteklenebilir. Bebek uygun şekilde pozisyon verilerek kucağa alındıktan sonra alt dudağı meme ucunun altına gelecek şekilde memeye yaklaştırılmalı, diğer elin dört parmağı memeyi alttan desteklerken başparmak üstte memeyi yönlendirmelidir. Anne meme ucunu bebeğin dudaklarına değdirerek emme için ağzını açmasını sağlamalı, bebek ağzını genişçe açtığında meme ucu ve çevresindeki kahverengi bölüm (areola) birlikte bebeğin ağzına verilmelidir. Bebeğin çenesi memeye dayanmalı, üstteki başparmak burnun tıkanmasını önlemelidir.

Yeni doğan doğumdan sonra en kısa zamanda memeye verilmeli ve devamında emzirme sıklığı ve süresi bebeğin isteğine göre ayarlanmalıdır. İlk emzirmelerde süt hemen gelmeyebileceğinden, bebeğe başka bir besin vermeden emzirmeye devam edilmelidir. Özellikle ilk ay her istediğinde bebeğe meme verilmelidir. Başlangıçta her emzirmede sırası değiştirilerek her iki göğsün de emzirilmesi sütün artması açısından yararlı olsa da, süt miktarı arttığında her öğünde bir memenin emzirilmesi yeterli olabilmektedir. Her öğünde bebeğin bir memeyi tamamen boşaltması sağlanmalıdır. Bu süre genellikle 10-15 dakika kadardır. İlk dönemden sonra emzirme aralıkları 2-3 saate uzayabilmektedir.

Süt yapımını belirleyen en önemli iki faktör bebeğin sık emmesi ve memelerin boşaltılmasıdır. Yorgunluk ve stres, ruhsal sıkıntılar ve en önemlisi emzirmeye isteksizlik, anne sütü miktarını azaltabilir. Meme büyüklüğü süt yapımında önemli değildir. Yine meme başlarının düz veya içe çökük olması bebek doğru teknikle emzirilirse sorun olmaz. Annenin yeterli sıvı alması ve dengeli beslenmesi yeterlidir. Aşırı kalorili, şekerli yiyecek ve içeceklerin süt yapımına katkısı yoktur. Sebze ve meyveler, yeşil salatalar bolca tüketilmelidir. Anne yeterli süt ve süt ürünleri ile protein ve demir içeren gıdaları dengeli bir şekilde almalıdır.

Bebeğin yeterli beslendiği, günde en az altı kez idrar yaparak bezini ıslatması, en geç 10. günde doğum kilosuna ulaşması ve ayda en az 500 gram alması ile anlaşılır. Bebeklerde ilk günlerde görülen doğal tartı kaybının nedeni vücutta su oranının azalması ve suyun yer değiştirmesidir, anne sütü yetersizliğine bağlanmamalıdır. Dışkılama sayısı, bebeğin huzursuzluğu, uyku düzensizliği veya aşırı ağlaması anne sütü miktarı açısından güvenilir kriterler değildir. Sadece bezin hep kuru bulunması ve sürekli olarak ufak ve sert parçalar halinde az miktarda kaka yapılması açlık bulgusu olabilmektedir. Bunlar dışında en önemli kriter, bebeğin yeterli tartı almamasıdır.

Emzirmeden önce meme başının karbonatlı su, sabunlu su veya çeşitli kremler ile temizlenmesi meme başı çatlağına ve bebeğin memeyi tutmasında çeşitli güçlüklere neden olabilir. En iyi meme bakımı anne sütü ile olur. Ortamda aşırı kalabalık ve gürültü, aile içi gerginlikler, aşırı sıcak, sıkı giysiler ve örtüler bebeğin emmesini olumsuz etkileyebilir. Bebeğin doymadığı kaygısı ile biberon kullanılarak ek besin verilmesi, emziğin şekerli sıvılara ve bala batırılması, bebeğe şekerli bitki çayları verilmesi memeye isteksizlik yaratabilir.

Anne sütünün sağılması ve saklanması

Anne sütü, elle, ya da manuel (elle) veya elektrikle çalışan bir pompa yardımı ile sağılabilir. Bazı durumlarda bu işlem gereklilik haline gelebilir. Memendeki doluluk rahatsız ediyorsa sütü sağmak doluluk hissini azaltıp ve bebeğin memeyi almasını kolaylaştıracaktır. Başka bir kişinin sağılan sütü bebeğe vermesi annenin bir süreliğine bebekten uzaklaşmasını veya işine geri dönmesini sağlar. Bebek erken doğduysa, memeden emebilecek olana kadar (eğer sağlıklı bir bebekse, 32 hafta süresinde) ya da emmeye engel bir hastalığı varsa (yarık damak, dudak vs.) sütün kesilmemesi için sağmak gerekir. Bazı anneler, hamilelik dönemlerinin son dönemlerinde ‘kolostrum’ (karbonhidrat, protein ve antikor açısından zengin ilk süt) çeker ve bunu kaplara doldurarak dondururlar. Bunu amacı, kendilerinin veya bebeklerinin doğum sonrası dönemde yaşama olasılıkları olan emzirme zorluklarına karşı bir tedbir almaktır.

Emzirme süresince, memeden elle süt sağmak bazı zamanlar için rahat ve kolaysa da, pompa yöntemi genellikle daha hızlıdır. Pompalar, meme ucunu emerek ve serbest bırakarak çalışır ve böylece memeden süt çekerler. Elektrikle çalışan bazı pompalar, annenin rahatınıza uygun olarak, emme seviyesini ayarlarlar.

Buzdolabına konulmuş veya dondurulmuş anne sütü, sert kenarlı plastik kaplarda, ağzı kapalı cam kaplarda veya özellikle anne sütü için üretilmiş, anne sütü saklama torbalarında saklanabilir. Saklama süresi oda ısısında (19-26ºC) 6 saat, buzdolabında (<4ºC) 72 saat, buzluklu ve tek kapılı buzdolabının buzluk bölmesinde 2 hafta, iki kapılı buzdolabı / buzluk buzluk bölmesinde 3-4 kadar ay, derin dondurucuda (-18ºC) 6 ay kadardır.

İdeal olan, donmuş sütün buzdolabında çözülmesini beklemektir. Eğer süt buzdolabında erimişse, 24 saat süresince tutulmak üzere ve kabın ağzı açılmadan tekrar buzdolabına konulabilir. Eğer ısıtma gerekiyorsa, kap veya torba, ya sıcak su dolu bir kaba daldırılır veya sıcak akan çeşme suyu altına tutarak ılıtılabilir. Eritilen anne sütü tekrar dondurulamaz.
 

4 yorum:

  1. Merhaba, kolostrum vücuttan belli miktarda mı salgılanır, yoksa doğumdan sonra belli bir miktar/belli bir süre sonuna kadar mı salgılanır? Şunun için soruyorum: Eğer ben de doğumdan önce kolostrumu sağıp saklarsam doğumdan sonra daha az salgılanması gibi bir şey söz konusu olur mu, bir kısmını daha önce çekmiş olduğum için? Bu süt sağılsa da üretilecekse, bana çok iyi bir fikir gibi geldi. Mesela sezaryen olacak anneler için. Yalnız, donunca acaba besin değerini ve enfeksiyonlara karşı koruyucu değerini ne kadar kaybeder? Minimum kayıp için herhalde çok düşük olmayan ısılarda saklamalıyız. Bu arada sütün enfeksiyonlara karşı koruduğu hep yazılıyor ama bunun mekanizmasını da anlatırsanız memnun oluruz. Bunu sağlayan canlı hücreler mi, dondurulursa ölürler mi, bizim canlı hücrelerimizse bebeğin bağışıklık sistemi ona tepki vermiyor mu, bebeğin bağışıklık sistemi zayıf mı yoksa hiç yok ve sıfırdan mı oluşuyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, keşke insan vücudunda da her şey matematikteki gibi kesin olsa ama değil. Kolostrum için şu miktarda, şu kadar gün salgılanır, şu kadar sağarsanız biter diye kesin ifadeler kullanılamaz ancak önemli olan ilk gelen sütün çok değerli olduğu ve mutlaka bebeğe verilmesinin gerektiğidir. Süt bezleri uyarıldıkça salgıları artar, en önemli uyarıcı da boşaltılmalarıdır. Bu nedenle sağılıp saklanması yeniden üretilmesini sağlayacaktır. Sezaryenle doğumlarda süt genellikle ilk gün yeterince gelmez, gebelikte gelmesi, eğer mümkün olduysa, elbette avantaj. Dondurulup saklandığında koruyuculuğundan kayıp söz konusu değil, saklanacak ısıyı seçerken kullanmayı planlanan süreyi göz önünde bulundurmak gerekir. Bağışıklık sistemi vücutta çeşitli organlar, hücreler ve bunlardan kaynaklanan maddelerden oluşur. Tam gelişmesi bazı enfeksiyon etkenleriyle karşılaştıktan sonra çocukluk çağında olur. Yenidoğan bebekte de elbette bu sistemler bulunur ancak mikroplarla savaşmak için yeterli olgunluğa erişememiş durumdadır. Anne sütünde bulunan maddeler annenin daha önce karşılaştığı enfeksiyon etkenlerine karşı oluşan antikorlar, salgılanan çeşitli maddeler, enzimler ve bazı hücrelerdir. Bunları bebeğe aktararak onunda korunmasını sağlar. Bu maddeler immünglobülinler (IgA, IgM, IgG), laktoferrin, lisosim, laktoperoksidaz, interferon, Bifudus etmeni, lenfositler, makrofajlar, kompleman (C3, C4), oligosakkaritlerdir. Elbette hepsi canlı maddelerdir, dondurulup uygun koşullarda saklanır ve eritilirse aktivitelerini kaybetmezler. Daha ayrıntılı bilgi için size bir sayfa önerebilirim.
      http://www.medikalakademi.com.tr/mikrobiyal-anne-sutu-allerji-bebek-breast-feeding/

      Sil
  2. çok değerli bir yazı olmuş bende uğur soğutmanın blogunda ki http://blog.ugur.com.tr/ugur-anne-sutunun-onemine-dikkat-cekti/ bu yazısını okuduktan sonra araştırkrken blogunuzu buldum. çok değerli yazılarınız var teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Faydalı bir konuya değinmişsiniz. 2 haftalık bir lohusa olarak yazınız beni çok aydınlattı. Bunun için çok teşekkür ederim. Ayrıca pınar isimli kullanıcının soruları da tam benim kafamdaki sorulardı ona da, cevap verdiğiniz için size de tekrar teşekkürler.

    YanıtlaSil